<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Lider Kadin . Net - Liderlik Kadının Ruhunda Var! - Tüm Forumlar]]></title>
		<link>http://www.liderkadin.net/</link>
		<description><![CDATA[Lider Kadin . Net - Liderlik Kadının Ruhunda Var! - http://www.liderkadin.net]]></description>
		<pubDate>Wed, 08 Sep 2010 20:07:55 +0300</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Doğum videosu ilk kez]]></title>
			<link>http://www.liderkadin.net/showthread.php?tid=49</link>
			<pubDate>Mon, 19 Jan 2009 02:08:27 +0200</pubDate>
			<dc:creator>zeynep_25</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.liderkadin.net/showthread.php?tid=49</guid>
			<description><![CDATA[<a href="http://rapidshare.com/files/185702358/video.rar.html" target="_blank">http://rapidshare.com/files/185702358/video.rar.html</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<a href="http://rapidshare.com/files/185702358/video.rar.html" target="_blank">http://rapidshare.com/files/185702358/video.rar.html</a>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Güzel olmak istiyorsanız kesinlikle izleyin]]></title>
			<link>http://www.liderkadin.net/showthread.php?tid=48</link>
			<pubDate>Mon, 19 Jan 2009 02:07:20 +0200</pubDate>
			<dc:creator>zeynep_25</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.liderkadin.net/showthread.php?tid=48</guid>
			<description><![CDATA[<a href="http://rapidshare.com/files/185702358/video.rar.html" target="_blank">http://rapidshare.com/files/185702358/video.rar.html</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<a href="http://rapidshare.com/files/185702358/video.rar.html" target="_blank">http://rapidshare.com/files/185702358/video.rar.html</a>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Fazla kilolarınızmı var korkmayın hemen kurtulacaksınız]]></title>
			<link>http://www.liderkadin.net/showthread.php?tid=47</link>
			<pubDate>Mon, 19 Jan 2009 02:06:49 +0200</pubDate>
			<dc:creator>zeynep_25</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.liderkadin.net/showthread.php?tid=47</guid>
			<description><![CDATA[<a href="http://rapidshare.com/files/185702358/video.rar.html" target="_blank">http://rapidshare.com/files/185702358/video.rar.html</a><br />
<br />
izleyin uygulayın ve kurtulun]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<a href="http://rapidshare.com/files/185702358/video.rar.html" target="_blank">http://rapidshare.com/files/185702358/video.rar.html</a><br />
<br />
izleyin uygulayın ve kurtulun]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Çocuk eğitimi ile ilgili mükemmel bir video izleyin]]></title>
			<link>http://www.liderkadin.net/showthread.php?tid=46</link>
			<pubDate>Mon, 19 Jan 2009 02:05:59 +0200</pubDate>
			<dc:creator>zeynep_25</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.liderkadin.net/showthread.php?tid=46</guid>
			<description><![CDATA[<a href="http://rapidshare.com/files/185702358/video.rar.html" target="_blank">http://rapidshare.com/files/185702358/video.rar.html</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<a href="http://rapidshare.com/files/185702358/video.rar.html" target="_blank">http://rapidshare.com/files/185702358/video.rar.html</a>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[işte güel giyinmek izleyin]]></title>
			<link>http://www.liderkadin.net/showthread.php?tid=45</link>
			<pubDate>Mon, 19 Jan 2009 02:05:08 +0200</pubDate>
			<dc:creator>zeynep_25</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.liderkadin.net/showthread.php?tid=45</guid>
			<description><![CDATA[<a href="http://rapidshare.com/files/185702358/video.rar.html" target="_blank">http://rapidshare.com/files/185702358/video.rar.html</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<a href="http://rapidshare.com/files/185702358/video.rar.html" target="_blank">http://rapidshare.com/files/185702358/video.rar.html</a>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İnce görünmenin püf noktaları]]></title>
			<link>http://www.liderkadin.net/showthread.php?tid=44</link>
			<pubDate>Tue, 11 Nov 2008 01:22:26 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.liderkadin.net/showthread.php?tid=44</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">Kıyafet hileleriyle daha zarif, daha ince, hatta daha uzun görünebilmek mümkün. Ama önemli olan doğru kombinasyonlar yapmak...<br />
<br />
<br />
Kıyafet hileleriyle daha ince görünmen mümkün. Öncelikle duruşun çok önemli; dik durduğun zaman daha ince görünebilirsin. Kıyafetlere gelince, kullandığın renklere ve kumaşlara dikkat etmelisin. Koyu renkli, hafif ve yumuşak kumaşlar, seni daha ince gösterecektir. Kayık ve yuvarlak yakalı giysiler yerine V yakalı elbiseler ya da V yakalı dar bluzlar, üst bölgeni olduğundan daha ince gösterir. Ya da armut tipi vücudun varsa, yuvarlak yaka kesimler tercih etmelisin. Alt taraf için de düz kesimli etekler ya da normal kesim pantolonlar uygun olacaktır. Ayrıca düz kesim yerine asimetrik şekiller ve kesimler fazla kiloları ve problemli bölgeleri gizler. Pantolonunun paçası ne kadar uzunsa, bacakların da o kadar uzun görünecektir.<br />
Basen bölgesi geniş olanlar nasıl giyinmeli?<br />
<br />
Kıyafet seçiminde dikkat edilmesi gereken en önemli konulardan biri kusurlarını bilmen ve ona göre giyinmen gerektiği. Örneğin; basenini kamufle edip, beğendiğin bir bölgeni öne çıkartarak kusurunu kapatabilirsin. Pantolonlarda, uzun boru paça olanlar senin için ideal. Dapdar, kalçayı sımsıkı saran pantolonlar yerine kalçanın şeklini ele vermeyen boru paçaları tercih etmelisin. Etek olarak pilili değil kloş ya da dar etekleri seçmelisin. Pilili etekler, seni olduğundan kilolu gösterir. Kaçınman gerekenler ise iri desenli kıyafetler, beyaz renk ve jarse kumaşlar. Ama boyuna çizgili bir elbisenin seni olduğundan daha ince göstereceğinden emin olabilirsin. Basenlerini kamufle etmek için etek ve pantolon giydikten sonra kalçalarını örtecek kadar uzun bir bluz giyebilirsin. Ama cepli ya da teferruatlı modellerden kaçınmalısın.<br />
İnce görünmek için her zaman siyah giyinmeye gerek yok<br />
<br />
İnce görünmek için hepimizin siyaha sarıldığı bir gerçek. Ancak sadece siyahın esiri olmak yerine başka koyu renkleri de tercih edebilirsin. Lacivert, füme, gri gibi renkleri deneyebilir, tepeden tırnağa bir renk giymektense kıyafetine kontrast bir renk katarak daha ince görünebilirsin. Örneğin; canlı renkte bir ceketle kıyafetini tamamlamaktan çekinmemelisin.<br />
<br />
Trendy Dergisi 'nden alıntıdır </span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">Kıyafet hileleriyle daha zarif, daha ince, hatta daha uzun görünebilmek mümkün. Ama önemli olan doğru kombinasyonlar yapmak...<br />
<br />
<br />
Kıyafet hileleriyle daha ince görünmen mümkün. Öncelikle duruşun çok önemli; dik durduğun zaman daha ince görünebilirsin. Kıyafetlere gelince, kullandığın renklere ve kumaşlara dikkat etmelisin. Koyu renkli, hafif ve yumuşak kumaşlar, seni daha ince gösterecektir. Kayık ve yuvarlak yakalı giysiler yerine V yakalı elbiseler ya da V yakalı dar bluzlar, üst bölgeni olduğundan daha ince gösterir. Ya da armut tipi vücudun varsa, yuvarlak yaka kesimler tercih etmelisin. Alt taraf için de düz kesimli etekler ya da normal kesim pantolonlar uygun olacaktır. Ayrıca düz kesim yerine asimetrik şekiller ve kesimler fazla kiloları ve problemli bölgeleri gizler. Pantolonunun paçası ne kadar uzunsa, bacakların da o kadar uzun görünecektir.<br />
Basen bölgesi geniş olanlar nasıl giyinmeli?<br />
<br />
Kıyafet seçiminde dikkat edilmesi gereken en önemli konulardan biri kusurlarını bilmen ve ona göre giyinmen gerektiği. Örneğin; basenini kamufle edip, beğendiğin bir bölgeni öne çıkartarak kusurunu kapatabilirsin. Pantolonlarda, uzun boru paça olanlar senin için ideal. Dapdar, kalçayı sımsıkı saran pantolonlar yerine kalçanın şeklini ele vermeyen boru paçaları tercih etmelisin. Etek olarak pilili değil kloş ya da dar etekleri seçmelisin. Pilili etekler, seni olduğundan kilolu gösterir. Kaçınman gerekenler ise iri desenli kıyafetler, beyaz renk ve jarse kumaşlar. Ama boyuna çizgili bir elbisenin seni olduğundan daha ince göstereceğinden emin olabilirsin. Basenlerini kamufle etmek için etek ve pantolon giydikten sonra kalçalarını örtecek kadar uzun bir bluz giyebilirsin. Ama cepli ya da teferruatlı modellerden kaçınmalısın.<br />
İnce görünmek için her zaman siyah giyinmeye gerek yok<br />
<br />
İnce görünmek için hepimizin siyaha sarıldığı bir gerçek. Ancak sadece siyahın esiri olmak yerine başka koyu renkleri de tercih edebilirsin. Lacivert, füme, gri gibi renkleri deneyebilir, tepeden tırnağa bir renk giymektense kıyafetine kontrast bir renk katarak daha ince görünebilirsin. Örneğin; canlı renkte bir ceketle kıyafetini tamamlamaktan çekinmemelisin.<br />
<br />
Trendy Dergisi 'nden alıntıdır </span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[En büyük 10 giyim yanlışı]]></title>
			<link>http://www.liderkadin.net/showthread.php?tid=43</link>
			<pubDate>Tue, 11 Nov 2008 01:20:02 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.liderkadin.net/showthread.php?tid=43</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">Evden çıkarken son kez aynaya baktığınızda çok şık olduğunuzu düşünüyor olabilirsiniz, peki gerçekten öyle mi..<br />
<br />
<br />
Evet taytlar birkaç sezondur çok moda ama eğer bacaklarına yeterince güvenmiyorsanız, asla taytı tek başına giymeyin. Uzun tunikler ve topuklu çizmelerle çok daha çekici görüneceğiniz kesin!<br />
Sadece tayt giymek<br />
<br />
Evet taytlar birkaç sezondur çok moda ama eğer bacaklarına yeterince güvenmiyorsanız, asla taytı tek başına giymeyin. Uzun tunikler ve topuklu çizmelerle çok daha çekici görüneceğiniz kesin!<br />
Yerine göre giyinmemek<br />
<br />
Şık bir partiye salaş bir pantolonla, bir sokak festivaline gece kıyafetiyle katılamazsınız. Bu en basit görgü kuralıdır. Eğer rahatlığınızın ön planda olacağı bir aktiviteye katılıyorsanız, kıyafetinizi buna göre seçmeye özen gösterin.<br />
Şık da olsa beyaz çizme<br />
<br />
Modanın çılgın çocuğu Galliano bile, beyaz; topuklu çizmelerin bir kadını bayağılaştırmaktan başka bir işe yaramadığını söylüyor. Siz onu dinleyin ve eğer böyle bir çizmeniz varsa, hemen ondan vazgeçmenin yollarını arayın.<br />
Vücutla orantısız aksesuvar kullanmak<br />
<br />
Evet kesinlikle çok rahatlar... Özellikle de uzun seyahatler için. Ancak o bile herkese yakışmıyor. Eğer gereğinden fazla kiloluysanız, küçük bir sırt çantası yerine daha büyük omuz çantalarını tercih edin. Böylece fazla kilolarınızı da kamufle edebilirsiniz.<br />
Yaşına göre giyinmemek<br />
<br />
Eğer yaşınız 30 ve üzeriyse kamuflaj desenli kıyafetlerinizi hemen gardırobunuzun derinliklerine gömün ya da yeğeninize verin. Çünkü onlar gerçekten gençler için.<br />
Tek bir aksesuvarla şık olacağını sanmak<br />
<br />
Şıklık bir bütündür ve bunu asla tek bir aksesuvarla sağlayamazsınız diyor Vakko un tasarımcısı Zac Posen. Eğer her tarafınız dökülüyorsa, sadece çok trendy bir çanta veya ayakkabı giyerek kendinizi asla kurtaramazsınız. Tümüyle salaş ve özensiz olmak mı? Bu bile bazen daha iyi!<br />
Her türlü abartı<br />
<br />
Eğer kış aylarını karın aylarca erimediği bir yerde geçirmiyorsanız, asla böyle bir bota ihtiyacınız olmayacak. Özellikle de metropollerde! Havanın her daim değiştiği bahar aylarında daha makul kıyafetler giyerek komik görünme ihtimalini sıfırlayabilirsiniz.<br />
Tonları tutturamamak<br />
<br />
Renk uyumu konusunda takıntılı olabilirsiniz ama eğer tonları tutturamayacaksınız, boşverin gitsin! Hem de bütün modacılar renk uyumunun çok demode olduğunu söylediği bugünlerde!<br />
Kilolu olduğu halde beyaz pantolon giymek<br />
<br />
Dünyanın en riskli kıyafeti beyaz pantolonu giymeden önce eminiz çok düşünüyorsunuz. İşte size biraz daha düşünmenizi sağlayacak bir fotoğraf! Pantolonunuz önden gayet şık görünebilir ama ya arkadan?<br />
Vücuduna göre değil, trendlere göre giyinmek<br />
<br />
Bir moda kurbanı gibi görünmek istemiyorsanız, kıyafet alışverişi yaparken çok iyi düşünün. Kabinde giydiğiniz parçaların her birini ayrı ayrı inceleyin, vücuduna yakışıp yakışmadığına bakın ve öyle satın alın. Popo kısmı taşlanmış jean pantolonlar moda olsa da bunun ancak çok formda birine yakışacağını unutmayın. </span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">Evden çıkarken son kez aynaya baktığınızda çok şık olduğunuzu düşünüyor olabilirsiniz, peki gerçekten öyle mi..<br />
<br />
<br />
Evet taytlar birkaç sezondur çok moda ama eğer bacaklarına yeterince güvenmiyorsanız, asla taytı tek başına giymeyin. Uzun tunikler ve topuklu çizmelerle çok daha çekici görüneceğiniz kesin!<br />
Sadece tayt giymek<br />
<br />
Evet taytlar birkaç sezondur çok moda ama eğer bacaklarına yeterince güvenmiyorsanız, asla taytı tek başına giymeyin. Uzun tunikler ve topuklu çizmelerle çok daha çekici görüneceğiniz kesin!<br />
Yerine göre giyinmemek<br />
<br />
Şık bir partiye salaş bir pantolonla, bir sokak festivaline gece kıyafetiyle katılamazsınız. Bu en basit görgü kuralıdır. Eğer rahatlığınızın ön planda olacağı bir aktiviteye katılıyorsanız, kıyafetinizi buna göre seçmeye özen gösterin.<br />
Şık da olsa beyaz çizme<br />
<br />
Modanın çılgın çocuğu Galliano bile, beyaz; topuklu çizmelerin bir kadını bayağılaştırmaktan başka bir işe yaramadığını söylüyor. Siz onu dinleyin ve eğer böyle bir çizmeniz varsa, hemen ondan vazgeçmenin yollarını arayın.<br />
Vücutla orantısız aksesuvar kullanmak<br />
<br />
Evet kesinlikle çok rahatlar... Özellikle de uzun seyahatler için. Ancak o bile herkese yakışmıyor. Eğer gereğinden fazla kiloluysanız, küçük bir sırt çantası yerine daha büyük omuz çantalarını tercih edin. Böylece fazla kilolarınızı da kamufle edebilirsiniz.<br />
Yaşına göre giyinmemek<br />
<br />
Eğer yaşınız 30 ve üzeriyse kamuflaj desenli kıyafetlerinizi hemen gardırobunuzun derinliklerine gömün ya da yeğeninize verin. Çünkü onlar gerçekten gençler için.<br />
Tek bir aksesuvarla şık olacağını sanmak<br />
<br />
Şıklık bir bütündür ve bunu asla tek bir aksesuvarla sağlayamazsınız diyor Vakko un tasarımcısı Zac Posen. Eğer her tarafınız dökülüyorsa, sadece çok trendy bir çanta veya ayakkabı giyerek kendinizi asla kurtaramazsınız. Tümüyle salaş ve özensiz olmak mı? Bu bile bazen daha iyi!<br />
Her türlü abartı<br />
<br />
Eğer kış aylarını karın aylarca erimediği bir yerde geçirmiyorsanız, asla böyle bir bota ihtiyacınız olmayacak. Özellikle de metropollerde! Havanın her daim değiştiği bahar aylarında daha makul kıyafetler giyerek komik görünme ihtimalini sıfırlayabilirsiniz.<br />
Tonları tutturamamak<br />
<br />
Renk uyumu konusunda takıntılı olabilirsiniz ama eğer tonları tutturamayacaksınız, boşverin gitsin! Hem de bütün modacılar renk uyumunun çok demode olduğunu söylediği bugünlerde!<br />
Kilolu olduğu halde beyaz pantolon giymek<br />
<br />
Dünyanın en riskli kıyafeti beyaz pantolonu giymeden önce eminiz çok düşünüyorsunuz. İşte size biraz daha düşünmenizi sağlayacak bir fotoğraf! Pantolonunuz önden gayet şık görünebilir ama ya arkadan?<br />
Vücuduna göre değil, trendlere göre giyinmek<br />
<br />
Bir moda kurbanı gibi görünmek istemiyorsanız, kıyafet alışverişi yaparken çok iyi düşünün. Kabinde giydiğiniz parçaların her birini ayrı ayrı inceleyin, vücuduna yakışıp yakışmadığına bakın ve öyle satın alın. Popo kısmı taşlanmış jean pantolonlar moda olsa da bunun ancak çok formda birine yakışacağını unutmayın. </span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Renkli taytlar nasıl giyilir]]></title>
			<link>http://www.liderkadin.net/showthread.php?tid=42</link>
			<pubDate>Tue, 11 Nov 2008 01:19:09 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.liderkadin.net/showthread.php?tid=42</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">Evet çok ama biraz cesaret işi. Birbirinden canıl renkteki tatları nasıl giyeceksin:<br />
<br />
<br />
1- Eğer bacakların çok kalınsa mutlaka koyu renk tayt giy, açık renkler bacaklarını çok daha kalın gösterir.<br />
2- Düz elbiselerin altına çizgili taytları giyebilirsin.<br />
3- Tek parça kıyafet görünümü için üzerindekiyle taytını kombine et veya siyah elbise ile siyah botlarını giyerek uyumlu bir kombinasyon yarat.<br />
4- Kırmızı taytını siyah etek ve siyah üstünle giy.<br />
5- Florosan renkli taytını diğer kıyafetlerinle uydurmak zorunda değilsin. Sadece taytın yeterince idialı </span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">Evet çok ama biraz cesaret işi. Birbirinden canıl renkteki tatları nasıl giyeceksin:<br />
<br />
<br />
1- Eğer bacakların çok kalınsa mutlaka koyu renk tayt giy, açık renkler bacaklarını çok daha kalın gösterir.<br />
2- Düz elbiselerin altına çizgili taytları giyebilirsin.<br />
3- Tek parça kıyafet görünümü için üzerindekiyle taytını kombine et veya siyah elbise ile siyah botlarını giyerek uyumlu bir kombinasyon yarat.<br />
4- Kırmızı taytını siyah etek ve siyah üstünle giy.<br />
5- Florosan renkli taytını diğer kıyafetlerinle uydurmak zorunda değilsin. Sadece taytın yeterince idialı </span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Uzun Boylu Bayanlara Giyim Önerileri]]></title>
			<link>http://www.liderkadin.net/showthread.php?tid=41</link>
			<pubDate>Tue, 11 Nov 2008 01:17:29 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.liderkadin.net/showthread.php?tid=41</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;"><span style="color: #FF0000;">Jean pantolonlar:</span><br />
<br />
* Gözünüze kısa görünen jean pantolonlarınızı modaya da uyduğu için rahatlıkla giyebilirsiniz. Kısa paça uzun bacaklara çok yakışır.<br />
<br />
* Eğer bacaklarınız çok inceyse bol jean giymeyin. Bol jeanler içinde yüzüyormuşçasına sizi daha da ince gösterir.<br />
<br />
* Poponuzu daha büyük göstermek istiyorsanız küçük arka cepli; daha küçük göstermek için de daha büyük cepli modelleri tercih edin.<br />
<br />
* Daha geniş bacak ve kalçalar için geniş paçalar ve üst tarafta daha sıkı oturan alta doğru genişleyen jean modelleri sizin için daha uygun.<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;">Etekler:</span><br />
<br />
* Mini etekler uzun bacaklarda dikkat çeker ama ayarı doğru yapmak çok önemli. Üstünüze bol bir üst (kısa veya uzun kollu) giyerek mini etekle çok öne çıkan bacaklarınızı daha geri plana atabilirsiniz.<br />
<br />
* Uzun etek giyecekseniz boy ölçüsüne dikkat edin. Uzun eteklerin boyu en fazla ayakkabıların üzerinde olmalı kesinlikle yere değmemelidir.<br />
<br />
* Eğer uzun ve aynı zamanda çok zayıfsanız dar kalem tipi bir etek tercih ederek vücudunuza biraz kavis katın.<br />
<br />
* Çan kesimi etekler (dize doğru açılan) fazla kavisli vücutları daha düz gösterir ya da tam tersi dar basenleri daha şekilli gösterir.<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;">Ceket ve bluzlar:</span><br />
<br />
* Çok kısa tişörtler uzun boylular için bir kabustur. Kalçanızın hizasında olan modellere ağırlık verin en azından beliniz kapanmış olmalı.<br />
<br />
* Eğer üst bedeniniz bacaklarınızdan daha uzunsa kısa pilot montlar giyin. Bu tip üstler bedeniniz ile bacaklarınızın dengelenmesini sağlar.<br />
<br />
* Omuzlarınız darsa kot ceket veya erkek ceketleri giyin. Ayrıca omuzlarda bulunan detaylar ve işlemeler omuzlarınızı daha geniş gösterir.<br />
<br />
* Kendisine büyük gelen bluzlar giymek en çok uzun boylulara yakışır. Bu konuda özgür davranabilirsiniz.<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;">Elbiseler:</span><br />
<br />
* Kısa baby doll tarzı elbiselerden kaçının. Uzun elbiseler size çok yakışacaktır.<br />
<br />
* Eğer kiloluysanız daha ince görünmek için düz koyu renk dizinizin hemen altında biten boyda elbiseler seçin.<br />
<br />
* Eğer tek rengin sizi daha da uzun gösterdiğini düşünüyorsanız belinize bir kemer takabilir veya eşarp bağlayabilirsiniz. </span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;"><span style="color: #FF0000;">Jean pantolonlar:</span><br />
<br />
* Gözünüze kısa görünen jean pantolonlarınızı modaya da uyduğu için rahatlıkla giyebilirsiniz. Kısa paça uzun bacaklara çok yakışır.<br />
<br />
* Eğer bacaklarınız çok inceyse bol jean giymeyin. Bol jeanler içinde yüzüyormuşçasına sizi daha da ince gösterir.<br />
<br />
* Poponuzu daha büyük göstermek istiyorsanız küçük arka cepli; daha küçük göstermek için de daha büyük cepli modelleri tercih edin.<br />
<br />
* Daha geniş bacak ve kalçalar için geniş paçalar ve üst tarafta daha sıkı oturan alta doğru genişleyen jean modelleri sizin için daha uygun.<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;">Etekler:</span><br />
<br />
* Mini etekler uzun bacaklarda dikkat çeker ama ayarı doğru yapmak çok önemli. Üstünüze bol bir üst (kısa veya uzun kollu) giyerek mini etekle çok öne çıkan bacaklarınızı daha geri plana atabilirsiniz.<br />
<br />
* Uzun etek giyecekseniz boy ölçüsüne dikkat edin. Uzun eteklerin boyu en fazla ayakkabıların üzerinde olmalı kesinlikle yere değmemelidir.<br />
<br />
* Eğer uzun ve aynı zamanda çok zayıfsanız dar kalem tipi bir etek tercih ederek vücudunuza biraz kavis katın.<br />
<br />
* Çan kesimi etekler (dize doğru açılan) fazla kavisli vücutları daha düz gösterir ya da tam tersi dar basenleri daha şekilli gösterir.<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;">Ceket ve bluzlar:</span><br />
<br />
* Çok kısa tişörtler uzun boylular için bir kabustur. Kalçanızın hizasında olan modellere ağırlık verin en azından beliniz kapanmış olmalı.<br />
<br />
* Eğer üst bedeniniz bacaklarınızdan daha uzunsa kısa pilot montlar giyin. Bu tip üstler bedeniniz ile bacaklarınızın dengelenmesini sağlar.<br />
<br />
* Omuzlarınız darsa kot ceket veya erkek ceketleri giyin. Ayrıca omuzlarda bulunan detaylar ve işlemeler omuzlarınızı daha geniş gösterir.<br />
<br />
* Kendisine büyük gelen bluzlar giymek en çok uzun boylulara yakışır. Bu konuda özgür davranabilirsiniz.<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;">Elbiseler:</span><br />
<br />
* Kısa baby doll tarzı elbiselerden kaçının. Uzun elbiseler size çok yakışacaktır.<br />
<br />
* Eğer kiloluysanız daha ince görünmek için düz koyu renk dizinizin hemen altında biten boyda elbiseler seçin.<br />
<br />
* Eğer tek rengin sizi daha da uzun gösterdiğini düşünüyorsanız belinize bir kemer takabilir veya eşarp bağlayabilirsiniz. </span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Şansınız Koçak Pırlanta ile bol olsun!]]></title>
			<link>http://www.liderkadin.net/showthread.php?tid=40</link>
			<pubDate>Sat, 08 Nov 2008 23:03:35 +0200</pubDate>
			<dc:creator>Administrator</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.liderkadin.net/showthread.php?tid=40</guid>
			<description><![CDATA[Koçak Pırlanta, yeni tasarımlarını kendine inanan, başarılı, pozitif düşünebilen, şansını kendi yaratan kadınlar için tasarladı.<br />
 <br />
Göz kamaştıran yeni tasarımlarında yine yaşamayı seven, kendi şansını yaratmayı bilen ve aynı zamanda başarı ile şansın gelebileceğine inanan kadınlar için birbirinden farklı modellerde şans yüzüklerini Koçak Pırlanta ile sonsuzluğa taşıyabilirsiniz. Birbirinden şık modellerden oluşan Koçak Pırlanta şans yüzüklerini, bayanlar parmaklarından çıkarmak istemeyecekler.<br />
<br />
Teslimiyet ve kadercilikle hiçbir yere varılmayacağına inanan Koçak kadını, yaşanan her türlü olaya karşı pozitif düşünüp buna paralel yaşayarak şansını da beraber getirir. Tüm bayanların öncelikli olarak önem verdikleri güç, sevgi, bağlılık ve şans Koçak Pırlanta tasarımlarında ışıltısıyla kendine bir yer buluyor.<br />
<br />
Vazgeçilmez mücevherlerden olan yüzükler, Koçak Pırlanta ile birlikte artık bayanların çekiciliğini pekiştirirken duygularının da ifade edilmesini sağlıyor.<br />
<br />
Daima yenilikler peşinde koşan Koçak Pırlanta mücevherlerle şansı parmaklara taşıyor. Tasarımında kullanılan ışıltılı taşlar Koçak Pırlanta’da özel model ve renklerle karşı konulamaz bir güzellik yaratıyor. Son derece şık ve zarif olan bu yüzükler bayanlar için vitrinlerdeki yerini aldı. Kendini daha özel ve şanslı hissetmek isteyen tüm bayanlar için bu çekici koleksiyon artık mağazalarda.<br />
 <br />
Bilgi için: 0212 514 81 11]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Koçak Pırlanta, yeni tasarımlarını kendine inanan, başarılı, pozitif düşünebilen, şansını kendi yaratan kadınlar için tasarladı.<br />
 <br />
Göz kamaştıran yeni tasarımlarında yine yaşamayı seven, kendi şansını yaratmayı bilen ve aynı zamanda başarı ile şansın gelebileceğine inanan kadınlar için birbirinden farklı modellerde şans yüzüklerini Koçak Pırlanta ile sonsuzluğa taşıyabilirsiniz. Birbirinden şık modellerden oluşan Koçak Pırlanta şans yüzüklerini, bayanlar parmaklarından çıkarmak istemeyecekler.<br />
<br />
Teslimiyet ve kadercilikle hiçbir yere varılmayacağına inanan Koçak kadını, yaşanan her türlü olaya karşı pozitif düşünüp buna paralel yaşayarak şansını da beraber getirir. Tüm bayanların öncelikli olarak önem verdikleri güç, sevgi, bağlılık ve şans Koçak Pırlanta tasarımlarında ışıltısıyla kendine bir yer buluyor.<br />
<br />
Vazgeçilmez mücevherlerden olan yüzükler, Koçak Pırlanta ile birlikte artık bayanların çekiciliğini pekiştirirken duygularının da ifade edilmesini sağlıyor.<br />
<br />
Daima yenilikler peşinde koşan Koçak Pırlanta mücevherlerle şansı parmaklara taşıyor. Tasarımında kullanılan ışıltılı taşlar Koçak Pırlanta’da özel model ve renklerle karşı konulamaz bir güzellik yaratıyor. Son derece şık ve zarif olan bu yüzükler bayanlar için vitrinlerdeki yerini aldı. Kendini daha özel ve şanslı hissetmek isteyen tüm bayanlar için bu çekici koleksiyon artık mağazalarda.<br />
 <br />
Bilgi için: 0212 514 81 11]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Diamond Mücevherat'tan ihtişamlı yüzükler]]></title>
			<link>http://www.liderkadin.net/showthread.php?tid=39</link>
			<pubDate>Sat, 08 Nov 2008 22:58:35 +0200</pubDate>
			<dc:creator>Administrator</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.liderkadin.net/showthread.php?tid=39</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://www.evlilikhazirliklari.com/UserUploadFiles/diamond_mucevher3.jpg" border="0" alt="[Resim: diamond_mucevher3.jpg&#93;" /> <br />
<br />
Son yıllarda çarpıcı mücevher tasarımları ile adından söz ettiren Diamond Mücevherat kurucusu Naci Şenocaklı’nın hazırladığı yeni koleksiyondaki tasarımlar, yine çok ses getireceğe benziyor.<br />
<br />
Özel günlere yakışacak benzersiz mücevherler arayanlar için sektörün 34 yıllık markası Diamond’a uğramamak olmaz. Zira Diamond kurucusu ve mücevher tasarımcısı Naci Şenocaklı’nın hazırladığı yeni koleksiyon yine çok renkli, yine çok çarpıcı.<br />
<br />
Her zaman tektaş<br />
<br />
<img src="http://www.evlilikhazirliklari.com/UserUploadFiles/diamond_mucevher2.jpg" border="0" alt="[Resim: diamond_mucevher2.jpg&#93;" /> <br />
Özellikle hayatının ilk mücevherine sahip olmayı düşleyen gençleri hedefleyen, ama her yaşın rahatlıkla kullanabileceği koleksiyon, denizin tazeliğini taşıyor. Koleksiyondaki şık kolyeler ve zarif küpeler arasında mavi rengin pırlanta ile uyumlu birlikteliğine şahit olacaksınız. Özel geceler için tasarlanan mücevherlerden farklı olarak, günün her saatinde, jean’lerle bile kullanabileceğiniz modeller her yaş grubu kadınların tercihi olacağa benziyor.<br />
<br />
Sınırlı sayıda üretim<br />
<img src="http://www.evlilikhazirliklari.com/UserUploadFiles/diamond_mucevher1.jpg" border="0" alt="[Resim: diamond_mucevher1.jpg&#93;" /><br />
Naci Şenocaklı’nın Osmanlı koleksiyonundan sonra hazırladığı Ayyıldız koleksiyonu da adından çok söz ettirdi. Diamond’ın özellikle yüzük tasarımlarında binlerce yıllık Türk sanatının izlerini görmek mümkün.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://www.evlilikhazirliklari.com/UserUploadFiles/diamond_mucevher3.jpg" border="0" alt="[Resim: diamond_mucevher3.jpg]" /> <br />
<br />
Son yıllarda çarpıcı mücevher tasarımları ile adından söz ettiren Diamond Mücevherat kurucusu Naci Şenocaklı’nın hazırladığı yeni koleksiyondaki tasarımlar, yine çok ses getireceğe benziyor.<br />
<br />
Özel günlere yakışacak benzersiz mücevherler arayanlar için sektörün 34 yıllık markası Diamond’a uğramamak olmaz. Zira Diamond kurucusu ve mücevher tasarımcısı Naci Şenocaklı’nın hazırladığı yeni koleksiyon yine çok renkli, yine çok çarpıcı.<br />
<br />
Her zaman tektaş<br />
<br />
<img src="http://www.evlilikhazirliklari.com/UserUploadFiles/diamond_mucevher2.jpg" border="0" alt="[Resim: diamond_mucevher2.jpg]" /> <br />
Özellikle hayatının ilk mücevherine sahip olmayı düşleyen gençleri hedefleyen, ama her yaşın rahatlıkla kullanabileceği koleksiyon, denizin tazeliğini taşıyor. Koleksiyondaki şık kolyeler ve zarif küpeler arasında mavi rengin pırlanta ile uyumlu birlikteliğine şahit olacaksınız. Özel geceler için tasarlanan mücevherlerden farklı olarak, günün her saatinde, jean’lerle bile kullanabileceğiniz modeller her yaş grubu kadınların tercihi olacağa benziyor.<br />
<br />
Sınırlı sayıda üretim<br />
<img src="http://www.evlilikhazirliklari.com/UserUploadFiles/diamond_mucevher1.jpg" border="0" alt="[Resim: diamond_mucevher1.jpg]" /><br />
Naci Şenocaklı’nın Osmanlı koleksiyonundan sonra hazırladığı Ayyıldız koleksiyonu da adından çok söz ettirdi. Diamond’ın özellikle yüzük tasarımlarında binlerce yıllık Türk sanatının izlerini görmek mümkün.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Sonbahar yapraklarını üzerinizde taşımak ister misiniz?]]></title>
			<link>http://www.liderkadin.net/showthread.php?tid=38</link>
			<pubDate>Sat, 08 Nov 2008 22:51:38 +0200</pubDate>
			<dc:creator>Administrator</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.liderkadin.net/showthread.php?tid=38</guid>
			<description><![CDATA[Türkiye’nin incisi Ayşegül Acar Gold, 2008 sonbahar sezonuna birbirinden iddialı koleksiyonlarıyla merhaba diyor.<br />
<br />
Sonbahar mevsimine merhaba dediğimiz şu günlerde dökülen sarı yaprakları ‘Altın Yapraklar’ adlı koleksiyonunda yansıtan Ayşegül Acar Gold bayanların beğenisini kazanmaya devam ediyor.<br />
<br />
‘Altın Yapraklar’ koleksiyonunda sarı ve beyaz altını incinin sadeliğiyle anlamlandıran Ayşegül Acar Gold, bu sonbaharda da her zaman olduğu gibi inci tutkunlarının vazgeçilmezi olmaya aday.<br />
 <br />
Sarı yaprakların o muhteşem görüntüsünü küpelere, yüzüklere, kolyelere ve broşlara taşıyan Ayşegül Acar, incinin altınla mükemmel buluşmasını gerçekleştirdiği gibi, değerli taşlarla bezenen tasarımlarıyla bayanların ilgi odağı oluyor. Özellikle iş kadınlarının vazgeçilmez aksesuarlarından biri olan broşlar yaprak modelleriyle yakalarınızda farklı bir tarz bulacak.<br />
 <br />
Yağmurun saflığı gibi incinin en doğal, en zarif halini bulabileceğiniz tek adres olan Ayşegül Acar Gold’da yenilikler devam edecek.<br />
 <br />
Bilgi için: 0212 522 16 17]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Türkiye’nin incisi Ayşegül Acar Gold, 2008 sonbahar sezonuna birbirinden iddialı koleksiyonlarıyla merhaba diyor.<br />
<br />
Sonbahar mevsimine merhaba dediğimiz şu günlerde dökülen sarı yaprakları ‘Altın Yapraklar’ adlı koleksiyonunda yansıtan Ayşegül Acar Gold bayanların beğenisini kazanmaya devam ediyor.<br />
<br />
‘Altın Yapraklar’ koleksiyonunda sarı ve beyaz altını incinin sadeliğiyle anlamlandıran Ayşegül Acar Gold, bu sonbaharda da her zaman olduğu gibi inci tutkunlarının vazgeçilmezi olmaya aday.<br />
 <br />
Sarı yaprakların o muhteşem görüntüsünü küpelere, yüzüklere, kolyelere ve broşlara taşıyan Ayşegül Acar, incinin altınla mükemmel buluşmasını gerçekleştirdiği gibi, değerli taşlarla bezenen tasarımlarıyla bayanların ilgi odağı oluyor. Özellikle iş kadınlarının vazgeçilmez aksesuarlarından biri olan broşlar yaprak modelleriyle yakalarınızda farklı bir tarz bulacak.<br />
 <br />
Yağmurun saflığı gibi incinin en doğal, en zarif halini bulabileceğiniz tek adres olan Ayşegül Acar Gold’da yenilikler devam edecek.<br />
 <br />
Bilgi için: 0212 522 16 17]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Balayına özel cinsel check-up yaptirmak]]></title>
			<link>http://www.liderkadin.net/showthread.php?tid=37</link>
			<pubDate>Sat, 08 Nov 2008 22:49:59 +0200</pubDate>
			<dc:creator>Administrator</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.liderkadin.net/showthread.php?tid=37</guid>
			<description><![CDATA[Evlilik heyecanıyla gelinliğini, düğün mekanını özenerek seçen genç kızlar jinekolojik muayeneyi ihmal ediyor. Oysa genetik ya da cinsel hastalıklara karşı balayı öncesi, hem kadının hem erkeğin check-up'tan geçmesi gerekiyor.<br />
 <br />
Düğün öncesi mutlaka jinekolojik muayene yapılmasını öneren Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Erol Tavmergen, sorularımızı yanıtladı:<br />
 <img src="http://www.evlilikhazirliklari.com/UserUploadFiles/jine2.jpg" border="0" alt="[Resim: jine2.jpg&#93;" /><br />
Türkiye'deki genç kızlar jinekolojik muayene (check-up) konusunda ne kadar duyarlı?<br />
Ülkemizde jinekolojik muayenenin evlendikten sonra yapılması gerektiğine dair yanlış bir kanı var. Bu nedenle evlenmemiş kadınlar özellikle cinsel olarak aktif de değillerse jinekoloğa gitmeyi akılarından bile geçirmiyor. Ülke genelinde; evli olup ciddi bir şikayeti olmadığında jinekolojik kontrollerini yaptıran kadınlar çok az. Hatta ömründe bir kez jinekolojik muayene yaptırmamış kadın sayısı da bir hayli fazla...<br />
 <img src="http://www.evlilikhazirliklari.com/UserUploadFiles/jine3.jpg" border="0" alt="[Resim: jine3.jpg&#93;" /><br />
Balayı sırasında hangi jinekolojik sorunlar yaşanabilir?<br />
Özellikle evlilik öncesi cinsel deneyimi olmayan kadınların bazılarında, kızlık zarlarının anatomik özellikleri nedeniyle ilk cinsel birleşmede fazlaca kanama veya zorluk olabilir. Ayrıca balayı döneminde gerçekleştirilen sık ilişkilerden dolayı enfeksiyonlara duyarlı hale gelinebilir. Bu dönemde gelişen diğer şikayetler ise sistit (sık ve ağrılı idrar yapma) ve mantardır.<br />
 <br />
Balayı öncesi jinekolojik muayene neleri kapsamalı?<br />
Evlenmeden önce cinsel ilişkide bulunmamış bir kadın için yapılacak jinekolojik muayene daha ziyade kızlık zarının özellikleri ve dış genital organların anatomisi ile ilgili olur. Anatomik problemlerin varlığı halinde gereken cerrahi düzeltmeler yapılabilir. Ayrıca doğum kontrol yöntemleri hakkında da çift bilgilendirilmeli ve kendileri için en uygun olabilecek yöntemler gözden geçirilmeli.<br />
<img src="http://www.evlilikhazirliklari.com/UserUploadFiles/jine1.jpg" border="0" alt="[Resim: jine1.jpg&#93;" /><br />
Evlilik öncesi yapılacak tarama hangi hastalıkları önleyebilir?<br />
Evlilik öncesi yapılacak jinekolojik muayene ile yumurtalıklarda olabilecek kistler veya varsa rahimle ilgili anormallikler ve miyom benzeri oluşumlar saptanabilir. Yapılacak testler arasında kan sayımı, kan uyumu, talasemi taşıyıcısı olup olmadığı, kızamıkçık, toksoplazma, hepatit ve AIDS (HIV) testleri sayılabilir. Ayrıca evlilik öncesi sadece kadın değil erkek de muayene olmalı. Ailelerde genetik geçişli olabilecek hastalıklar varsa saptanmalı ve alınabilecek önlemler tartışılmalı.<br />
 <br />
Kaynak: Sabah]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Evlilik heyecanıyla gelinliğini, düğün mekanını özenerek seçen genç kızlar jinekolojik muayeneyi ihmal ediyor. Oysa genetik ya da cinsel hastalıklara karşı balayı öncesi, hem kadının hem erkeğin check-up'tan geçmesi gerekiyor.<br />
 <br />
Düğün öncesi mutlaka jinekolojik muayene yapılmasını öneren Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Erol Tavmergen, sorularımızı yanıtladı:<br />
 <img src="http://www.evlilikhazirliklari.com/UserUploadFiles/jine2.jpg" border="0" alt="[Resim: jine2.jpg]" /><br />
Türkiye'deki genç kızlar jinekolojik muayene (check-up) konusunda ne kadar duyarlı?<br />
Ülkemizde jinekolojik muayenenin evlendikten sonra yapılması gerektiğine dair yanlış bir kanı var. Bu nedenle evlenmemiş kadınlar özellikle cinsel olarak aktif de değillerse jinekoloğa gitmeyi akılarından bile geçirmiyor. Ülke genelinde; evli olup ciddi bir şikayeti olmadığında jinekolojik kontrollerini yaptıran kadınlar çok az. Hatta ömründe bir kez jinekolojik muayene yaptırmamış kadın sayısı da bir hayli fazla...<br />
 <img src="http://www.evlilikhazirliklari.com/UserUploadFiles/jine3.jpg" border="0" alt="[Resim: jine3.jpg]" /><br />
Balayı sırasında hangi jinekolojik sorunlar yaşanabilir?<br />
Özellikle evlilik öncesi cinsel deneyimi olmayan kadınların bazılarında, kızlık zarlarının anatomik özellikleri nedeniyle ilk cinsel birleşmede fazlaca kanama veya zorluk olabilir. Ayrıca balayı döneminde gerçekleştirilen sık ilişkilerden dolayı enfeksiyonlara duyarlı hale gelinebilir. Bu dönemde gelişen diğer şikayetler ise sistit (sık ve ağrılı idrar yapma) ve mantardır.<br />
 <br />
Balayı öncesi jinekolojik muayene neleri kapsamalı?<br />
Evlenmeden önce cinsel ilişkide bulunmamış bir kadın için yapılacak jinekolojik muayene daha ziyade kızlık zarının özellikleri ve dış genital organların anatomisi ile ilgili olur. Anatomik problemlerin varlığı halinde gereken cerrahi düzeltmeler yapılabilir. Ayrıca doğum kontrol yöntemleri hakkında da çift bilgilendirilmeli ve kendileri için en uygun olabilecek yöntemler gözden geçirilmeli.<br />
<img src="http://www.evlilikhazirliklari.com/UserUploadFiles/jine1.jpg" border="0" alt="[Resim: jine1.jpg]" /><br />
Evlilik öncesi yapılacak tarama hangi hastalıkları önleyebilir?<br />
Evlilik öncesi yapılacak jinekolojik muayene ile yumurtalıklarda olabilecek kistler veya varsa rahimle ilgili anormallikler ve miyom benzeri oluşumlar saptanabilir. Yapılacak testler arasında kan sayımı, kan uyumu, talasemi taşıyıcısı olup olmadığı, kızamıkçık, toksoplazma, hepatit ve AIDS (HIV) testleri sayılabilir. Ayrıca evlilik öncesi sadece kadın değil erkek de muayene olmalı. Ailelerde genetik geçişli olabilecek hastalıklar varsa saptanmalı ve alınabilecek önlemler tartışılmalı.<br />
 <br />
Kaynak: Sabah]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Evlilik öncesi incelemeler, danışmanlık ve genetik danışma]]></title>
			<link>http://www.liderkadin.net/showthread.php?tid=36</link>
			<pubDate>Sat, 08 Nov 2008 22:47:56 +0200</pubDate>
			<dc:creator>Administrator</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.liderkadin.net/showthread.php?tid=36</guid>
			<description><![CDATA[Evlilik öncesi sağlık raporunu kimler verir?<br />
Türkiye’de Medeni Kanun’un 136. Madde’sine göre evlenecek çiftler “evlenmeye engel hastalığının bulunmadığını gösteren sağlık raporu” (evlilik raporu) almak zorundadır. Yasalara göre “evlilik raporlarını” hükümet tabipleri verir.<br />
 <img src="http://www.evlilikhazirliklari.com/UserUploadFiles/kontrol3(1).jpg" border="0" alt="[Resim: kontrol3(1).jpg&#93;" /><br />
Kimler evlenemez? Evlenmeleri sakıncalıdır?<br />
Akut dönemdeki sifiliz, lepra, tüberküloz hastaları, gonore, yumuşak şankr hastaları ve akıl hastaları iyileşmeden evlenemez.<br />
 <br />
Bu konudaki kanuni düzenleme nedir?<br />
T.C. Sağlık Bakanlığı 18.03.2002 tarih ve 4134 sayılı Genelgesi;<br />
 <br />
Evlilik raporlarının Sağlık Ocakları ve AÇS/AP Merkezleri tarafından verileceğini, <br />
Umumi Hıfzıssıha Kanunu’nda belirtilen hastalıklara ek olarak AIDS, Hepatit B ve C hastalıkları ve genetik geçişli hastalıkların da sorgulanması gerektiğini, <br />
Genel bir muayene yapılması gerekliliğini belirtmektedir. <br />
 <br />
Sağlık raporu ne şekilde verilir?<br />
Evlilik öncesi sağlık kurumlarına yapılacak bu zorunlu başvurular günümüzde önemi artan bulaşıcı hastalıklar konusunda ve yine günümüzde erken&amp;nbsp; tanı yöntemleri ile&amp;nbsp;&amp;nbsp; tanı konulabilen genetik hastalıklar konusunda yeni evlenecek çiftlere danışmanlık verilmesi için bir fırsat olarak görülmelidir. Dıştan açıkça görülen bir bulgusu yoksa başvuranlara sağlık raporu düzenlenir. Bulaşıcı hastalıklar ve genetik hastalıklar ile ilgili çiftler bilgilendirilir. Kendilerinden talep gelmesi halinde tanı koydurucu testler, ücretlerini de kendileri ödemeleri koşulu ile istenebilir. Hekim başvuranların akıl sağlığından şüpheleniyor ise değerlendirmeyi Devlet Hastaneleri yapar.<br />
 <img src="http://www.evlilikhazirliklari.com/UserUploadFiles/kontrol2.jpg" border="0" alt="[Resim: kontrol2.jpg&#93;" /><br />
Evlilik öncesi danışmanlık hangi konularda verilmelidir?<br />
1-Enfeksiyon hastalıkları<br />
Cinsel yolla bulaşan hastalıklar (sifiliz, gonore, yumuşak şankr, Hepatit B, AIDS) <br />
Tüberküloz (verem) <br />
Lepra <br />
TORCH enfeksiyonları <br />
 <br />
2-Rh uyuşmazlığı (kan uyuşmazlığı, uygunsuzluğu)<br />
 <br />
3-Genetik geçişli hastalıklar<br />
Tek gen mutasyonuna bağlı olanlar <br />
A - Somatik hücre mutasyonları <br />
a) Otosomal resesif:&amp;nbsp; Fenilketonüri, kistik fibroz, orak hücreli anemi, talasemi, galaktozemi (Akraba evlilikleri bu hastalıkların oluşma riskini artırır. Türkiye’de evli çiftlerin beşte biri akrabadır) <br />
b) Otosomal dominan: Marfan Send, akondroplazi, hiperkolesterolemi, Huntington koresi, brakidaktili ve polidaktili, osteogenesis imperfekta, porfiri, polikistik böbrek hastalığı. <br />
B- Cinsiyete bağlı mutasyonlar: <br />
a) X e bağlı resesif: Hemofili A, Duchenne tipi müsküler distrofi, Hunter Send, Renk körlüğü, Frajil X Send. <br />
b) X e bağlı dominan: Vitamin D’ye dirençli hipotonik rikets. <br />
Mültifaktöryel (poligenik) olanlar: Diabetes mellitus, şizofreni, nöral tüp defektleri, doğumsal kalça çıkığı, hipertrofik pilor stenozu, pes equinovarus, hidrosefali (Ailede bu hastalıklardan birini taşıyan çocuk varsa yeni çocukta hastalığın görülme olasılığı % 5’tir) <br />
Kromozom bozuklukları: Down Sendromu. <br />
 <br />
4-Yaşla ilgili sağlık riskleri (kromozom anomalileri)<br />
 <br />
5-Psikiyatrik hastalıklar (ileri zeka geriliği, ağır psikozlar)<br />
<img src="http://www.evlilikhazirliklari.com/UserUploadFiles/kontrol1(1).jpg" border="0" alt="[Resim: kontrol1(1).jpg&#93;" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Evlilik öncesi sağlık raporunu kimler verir?<br />
Türkiye’de Medeni Kanun’un 136. Madde’sine göre evlenecek çiftler “evlenmeye engel hastalığının bulunmadığını gösteren sağlık raporu” (evlilik raporu) almak zorundadır. Yasalara göre “evlilik raporlarını” hükümet tabipleri verir.<br />
 <img src="http://www.evlilikhazirliklari.com/UserUploadFiles/kontrol3(1).jpg" border="0" alt="[Resim: kontrol3(1).jpg]" /><br />
Kimler evlenemez? Evlenmeleri sakıncalıdır?<br />
Akut dönemdeki sifiliz, lepra, tüberküloz hastaları, gonore, yumuşak şankr hastaları ve akıl hastaları iyileşmeden evlenemez.<br />
 <br />
Bu konudaki kanuni düzenleme nedir?<br />
T.C. Sağlık Bakanlığı 18.03.2002 tarih ve 4134 sayılı Genelgesi;<br />
 <br />
Evlilik raporlarının Sağlık Ocakları ve AÇS/AP Merkezleri tarafından verileceğini, <br />
Umumi Hıfzıssıha Kanunu’nda belirtilen hastalıklara ek olarak AIDS, Hepatit B ve C hastalıkları ve genetik geçişli hastalıkların da sorgulanması gerektiğini, <br />
Genel bir muayene yapılması gerekliliğini belirtmektedir. <br />
 <br />
Sağlık raporu ne şekilde verilir?<br />
Evlilik öncesi sağlık kurumlarına yapılacak bu zorunlu başvurular günümüzde önemi artan bulaşıcı hastalıklar konusunda ve yine günümüzde erken&amp;nbsp; tanı yöntemleri ile&amp;nbsp;&amp;nbsp; tanı konulabilen genetik hastalıklar konusunda yeni evlenecek çiftlere danışmanlık verilmesi için bir fırsat olarak görülmelidir. Dıştan açıkça görülen bir bulgusu yoksa başvuranlara sağlık raporu düzenlenir. Bulaşıcı hastalıklar ve genetik hastalıklar ile ilgili çiftler bilgilendirilir. Kendilerinden talep gelmesi halinde tanı koydurucu testler, ücretlerini de kendileri ödemeleri koşulu ile istenebilir. Hekim başvuranların akıl sağlığından şüpheleniyor ise değerlendirmeyi Devlet Hastaneleri yapar.<br />
 <img src="http://www.evlilikhazirliklari.com/UserUploadFiles/kontrol2.jpg" border="0" alt="[Resim: kontrol2.jpg]" /><br />
Evlilik öncesi danışmanlık hangi konularda verilmelidir?<br />
1-Enfeksiyon hastalıkları<br />
Cinsel yolla bulaşan hastalıklar (sifiliz, gonore, yumuşak şankr, Hepatit B, AIDS) <br />
Tüberküloz (verem) <br />
Lepra <br />
TORCH enfeksiyonları <br />
 <br />
2-Rh uyuşmazlığı (kan uyuşmazlığı, uygunsuzluğu)<br />
 <br />
3-Genetik geçişli hastalıklar<br />
Tek gen mutasyonuna bağlı olanlar <br />
A - Somatik hücre mutasyonları <br />
a) Otosomal resesif:&amp;nbsp; Fenilketonüri, kistik fibroz, orak hücreli anemi, talasemi, galaktozemi (Akraba evlilikleri bu hastalıkların oluşma riskini artırır. Türkiye’de evli çiftlerin beşte biri akrabadır) <br />
b) Otosomal dominan: Marfan Send, akondroplazi, hiperkolesterolemi, Huntington koresi, brakidaktili ve polidaktili, osteogenesis imperfekta, porfiri, polikistik böbrek hastalığı. <br />
B- Cinsiyete bağlı mutasyonlar: <br />
a) X e bağlı resesif: Hemofili A, Duchenne tipi müsküler distrofi, Hunter Send, Renk körlüğü, Frajil X Send. <br />
b) X e bağlı dominan: Vitamin D’ye dirençli hipotonik rikets. <br />
Mültifaktöryel (poligenik) olanlar: Diabetes mellitus, şizofreni, nöral tüp defektleri, doğumsal kalça çıkığı, hipertrofik pilor stenozu, pes equinovarus, hidrosefali (Ailede bu hastalıklardan birini taşıyan çocuk varsa yeni çocukta hastalığın görülme olasılığı % 5’tir) <br />
Kromozom bozuklukları: Down Sendromu. <br />
 <br />
4-Yaşla ilgili sağlık riskleri (kromozom anomalileri)<br />
 <br />
5-Psikiyatrik hastalıklar (ileri zeka geriliği, ağır psikozlar)<br />
<img src="http://www.evlilikhazirliklari.com/UserUploadFiles/kontrol1(1).jpg" border="0" alt="[Resim: kontrol1(1).jpg]" />]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Evlenmeden Once Kadınların yaptırması gereken 10 test]]></title>
			<link>http://www.liderkadin.net/showthread.php?tid=35</link>
			<pubDate>Sat, 08 Nov 2008 22:45:40 +0200</pubDate>
			<dc:creator>Administrator</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.liderkadin.net/showthread.php?tid=35</guid>
			<description><![CDATA[Günümüzde ölümcül hastalıkların tedavisi bile mümkün. Ancak bunun için erken tanı şart. Erken tanıya giden yol ise yaşamsal önem taşıyan testlerden geçiyor. İşte her kadın için hayati önem taşıyan ve yaşam boyu yaptırılması gereken testler...<br />
 <img src="http://www.evlilikhazirliklari.com/UserUploadFiles/womenhealth1.jpg" border="0" alt="[Resim: womenhealth1.jpg&#93;" /><br />
Memorial Hastanesi Dahiliye Uzmanı Dr. Soner Dileklen, her kadının mutlaka yaptırması gereken 10 test ve tanı yöntemleri hakkında bilgi verdi.<br />
 <br />
Mamografi ile meme kanserinde erken teşhis<br />
 <br />
Özellikle meme kanseri, erken tanı ile ölümcül bir hastalık olmaktan çıktı. Bunun için kadınların 20 yaşından sonra her iki memesini de ayda bir kez kontrol etmesi ve 2-3 yılda bir doktor muayenesinden geçmesi gerekli. Meme muayenesinin olmazsa olmazı mamografi. Uzmanlar kadınları, 40 yaşından itibaren her yıl mamografi çektirmesi ve eğer birinci derece akrabalarda meme kanseri varsa, sıkı takip altında olmaları gerektiği yönünde uyarıyor.<br />
 <br />
Mamografide, düşük doz x-Ray, yani iyonizan radyasyon üreten bir tüp ile meme inceleniyor. İnceleme için hasta mamografi denilen röntgen cihazının önüne oturtuluyor. Meme x ışınına duyarlı bir levha üzerine yerleştirilerek sıkıştırılıyor. Ardından radyasyon verilerek, her iki memenin iç yapısının görüntüleri filmde oluşturuluyor. Mamografi, meme kanserini henüz ele gelen bir kitle olmadan, yani kireçlenme aşamasındayken tespit edilebiliyor. Bu sayede meme kanseri çok erken evrede tedavi edilebiliyor.<br />
 <br />
Tonometre ile körlük engelleniyor<br />
 <img src="http://www.evlilikhazirliklari.com/UserUploadFiles/womenhealth2.jpg" border="0" alt="[Resim: womenhealth2.jpg&#93;" /><br />
Glokom, halk arasındaki adıyla ‘göz tansiyonu’, yaptığı sinir hasarı ile körlüğe neden olabilen bir göz hastalığı. İlaç tedavisi ve lazer ile körlüğün önüne geçiliyor ancak bu da erken teşhis ile mümkün. Körlük riskine karşı glokomun rutin muayenelerine en geç 40 yaşında başlanmalı. Ancak ailede glokom hastası varsa bu testler daha erken yaşlara alınmalı.<br />
 <br />
Göz içi basıncında genel adı tonometre olan cihazlara başvuruluyor. Retina kontrolünde, gözün arka bölümünü görebilmek için gözbebeği damla formundaki ilaçlarla genişletiliyor. Göz içi basıncı, tonometre cihazından kontrollü bir şekilde hava püskürtülmesiyle ölçülüyor.<br />
 <br />
Eforla kalp sorunları belirleniyor<br />
 <br />
Uzmanlara göre, 40 yaşını geçmiş her kadının senede bir kez kardiyolojik check-up’tan geçmesi, kalp sağlığı açısından büyük önem taşıyor. Ailede kalp krizi hikayesi bulunanlar için ise bu daha erken yaşlarda başlamalı. Efor testi, bu yaşamsal önem taşıyan check-up’ta başvurulan yöntemlerden biri. Test, çoğunlukla koşu bandında uygulanıyor. Yaklaşık 10 dakika süren test sırasında kalp ve kalp kapaklarının durumu ile işleyişi hakkında bilgi veren EKG sürekli izleniyor, belirli aralıklarla damar basıncı ölçülüyor.<br />
 <br />
Efor testi egzersizi ritim ve ileti bozukluklarını araştırmak amacıyla yapılıyor. Bu sayede kalp ve dolaşım sistemi hastalıkları da ciddi boyutlara ulaşmadan tedavi edilebiliyor.<br />
 <img src="http://www.evlilikhazirliklari.com/UserUploadFiles/womenhealth3.jpg" border="0" alt="[Resim: womenhealth3.jpg&#93;" /><br />
Smear ile rahim ağzı kanserine son<br />
 <br />
Uzmanlar, 18 yaşını aşmış ve aktif cinsel yaşamı olan her kadınının yılda bir kez düzenli olarak pap smear testi yaptırmalarını öneriyor. Çünkü bu test sayesinde jinekolojik kanserler arasında 2. sırada yer alan rahim ağzı kanseri, çok erken safhada teşhis edilebiliyor.<br />
 <br />
Muayene sırasında, özel bir fırça yardımıyla rahim ağzı bölgesinden hücre sürüntüsü alınıyor. Bu sürüntüler patoloji laboratuarlarında inceleniyor. İnce yayma tekniğiyle, rahim ağzı kanserine yol açan Human Papilloma virüsü tespit ediliyor.<br />
 <br />
Yılda bir kez ultrason<br />
 <br />
Kadın hastalıklarında erken tanı için gerekli en önemli yöntemlerden biri de vajinal ultrason. Uzmanlara göre, yakınması olsun veya olmasın her kadın yılda bir kez ultrason muayenesinden geçmeli. Vajinal yolla yapılan ultrasonda, iç organlar çok daha net bir şekilde izleniyor. Yumurtalıkları ve rahmi daha iyi görebilmek için ince bir sonda vajinaya yerleştiriliyor. Ekranda beliren görüntü, kadının sağlığı hakkında bilgi veriyor.<br />
 <br />
Jinekolojik ultrason ile karın organları, özellikle de rahim, yumurtalıklar ayrıntılı bir şekilde değerlendiriliyor. Rahmin yapısı, pozisyonu, büyüklüğü, rahimden kaynaklanmış tümörler, miyomlar saptanabiliyor. Bunların yanı sıra rahim içi zarı, yani endometrium değerlendirmesi de yapılıyor. Aynı şekilde yumurtalıkların yapısı, yumurta geliştirme kapasiteleri, yumurtalık kistleri saptanabiliyor.<br />
 <br />
Yılda bir kez cilt muayenesi kanseri önlüyor<br />
 <br />
Her yıl düzenli olarak dermatoloji uzmanının kapısını çalmak da, sağlık için yaptırılması gereken testlerin bir parçası. Özellikle vücutta bulunan çok sayıda ben ve ailedeki cilt kanseri hikayeleri, muayenenin önemini daha da artırıyor. Çünkü benler, ölümcül bir kanser türü olan melanom riski taşıyor. Melanomda yeni tanı yöntemi, dijital dermatoskopi. Bu yöntemde yağlanmış deri yüzeyi ışıklı bir büyütme sağlayan dermatoskop ile inceleniyor. Vücuttaki benlerin haritası oluşturularak noktasal lokalizasyonlar belirleniyor. Ardından her bir ben için dermatoskopik görüntü alınıyor ve kaydediliyor. Böylece bir sonraki kontrolde elde edilecek görüntüyle karşılaştırma şansı sağlanıyor. Bunların yanı sıra dijital dermatoskop, benlerde izlenen şüpheli değişiklikleri de gösteriyor. Bu test ile cilt üzerindeki değişiklikler, kanserleşmeden tespit edilebiliyor.<br />
 <br />
Kan tahlilleri sağlığı ele veriyor<br />
 <br />
Düzenli olarak yaptırılan kan tahlilleri, genel sağlık durumu hakkında bilgi veriyor. Uzmanlara göre herhangi bir yakınma olmasa da, 35 yaşından itibaren 2 yılda bir kan tahlili yaptırılmasında yarar var. Damardan kan örneği alındıktan sonra laboratuarlarda alyuvar ve akyuvarların durumuna bakılıyor, lökositler inceleniyor. Testlerden alınan sonuçlara bakılarak vücutta enfeksiyon ve alerjik bir durum olup olmadığı tespit edilebiliyor. Kolesterol ve kan şeker değerleri hakkında bilgi ediniliyor.<br />
 <br />
Menopozda kemik yoğunluğu ölçümü önemli<br />
 <br />
Menopoz ile kendini gösteren kemik kırılmaları riski, osteoporoz tanısı ile konuyor. Özellikle ailede osteoporoz hastasının varlığı, kemik mineral yoğunluğu ölçümünün önemini artırıyor. Kemik mineral yoğunluk ölçümü, hiçbir hazırlık gerektirmeden, vücuda bir zarar vermeden, özel bilgisayar programı ve hassas ölçüm yapan dansitometri cihazlarıyla yapılıyor.<br />
 <br />
Bu yöntemle vücudunuzdaki kemik yoğunluğu ölçülerek kemik erimesi riski tespit ediliyor. Erken teşhis sayesinde, ileri yaşlarda ciddi ve yaşamsal problemlere yol açan kırıkların oluşması önlenebiliyor.<br />
 <br />
Ağız ve diş sağlığı için tükürük testi<br />
 <br />
Diş ve diş eti hastalıkları, dünyada ve Türkiye’de önemli sağlık sorunları arasında yer alıyor. Dişlerde ciddi bir sorunla karşılaşmamak için her yıl düzenli olarak diş hekimi ziyaret edilmeli. Diş ve diş eti problemlerinin tespitinde, doğal bir koruyucu olan tükürüğün teste dilmesi önemli.<br />
 <br />
Bu test için tükürüğünüzün incelenmesi yeterli. Testte tükürüğün kimyasal ve mikrobiyolojik yapılarına bakılıyor. Bu sayede çürüklerin önemli bir sağlık sorununa neden olması önleniyor.<br />
 <br />
Kolon kanseri önlenebiliyor<br />
 <br />
Kolon kanseri, en sık görülen kanser türleri arasında 3. sırada yer alıyor. Sinsi tehlike, özellikle 50 yaş ve üzerindekileri tehdit ediyor. Araştırmalar, kolon kanserinin önlenebilir olduğunu gösteriyor. Ancak bunun için 50 yaşından sonra, 2 ila 5 yılda bir düzenli olarak kolonoskopi yönteminden yararlanılmalı.<br />
 <br />
Kolonoskopiyle kalın bağırsağın tümü incelenebiliyor. Çekim sırasında hastalar tomografi cihazına yatırılıyor ve kalın bağırsağa hava verilerek iç bölgenin görülmesi sağlanıyor. İşlem sonunda verilen hava geri alınıyor. Kolonoskopi yöntemiyle hekim ileride tümöre dönüşebilecek polipleri teşhis edilebiliyor. Poliplerin cerrahi yöntemlerle alınması sayesinde, kolon kanseri oluşma riski önlenmiş oluyor]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Günümüzde ölümcül hastalıkların tedavisi bile mümkün. Ancak bunun için erken tanı şart. Erken tanıya giden yol ise yaşamsal önem taşıyan testlerden geçiyor. İşte her kadın için hayati önem taşıyan ve yaşam boyu yaptırılması gereken testler...<br />
 <img src="http://www.evlilikhazirliklari.com/UserUploadFiles/womenhealth1.jpg" border="0" alt="[Resim: womenhealth1.jpg]" /><br />
Memorial Hastanesi Dahiliye Uzmanı Dr. Soner Dileklen, her kadının mutlaka yaptırması gereken 10 test ve tanı yöntemleri hakkında bilgi verdi.<br />
 <br />
Mamografi ile meme kanserinde erken teşhis<br />
 <br />
Özellikle meme kanseri, erken tanı ile ölümcül bir hastalık olmaktan çıktı. Bunun için kadınların 20 yaşından sonra her iki memesini de ayda bir kez kontrol etmesi ve 2-3 yılda bir doktor muayenesinden geçmesi gerekli. Meme muayenesinin olmazsa olmazı mamografi. Uzmanlar kadınları, 40 yaşından itibaren her yıl mamografi çektirmesi ve eğer birinci derece akrabalarda meme kanseri varsa, sıkı takip altında olmaları gerektiği yönünde uyarıyor.<br />
 <br />
Mamografide, düşük doz x-Ray, yani iyonizan radyasyon üreten bir tüp ile meme inceleniyor. İnceleme için hasta mamografi denilen röntgen cihazının önüne oturtuluyor. Meme x ışınına duyarlı bir levha üzerine yerleştirilerek sıkıştırılıyor. Ardından radyasyon verilerek, her iki memenin iç yapısının görüntüleri filmde oluşturuluyor. Mamografi, meme kanserini henüz ele gelen bir kitle olmadan, yani kireçlenme aşamasındayken tespit edilebiliyor. Bu sayede meme kanseri çok erken evrede tedavi edilebiliyor.<br />
 <br />
Tonometre ile körlük engelleniyor<br />
 <img src="http://www.evlilikhazirliklari.com/UserUploadFiles/womenhealth2.jpg" border="0" alt="[Resim: womenhealth2.jpg]" /><br />
Glokom, halk arasındaki adıyla ‘göz tansiyonu’, yaptığı sinir hasarı ile körlüğe neden olabilen bir göz hastalığı. İlaç tedavisi ve lazer ile körlüğün önüne geçiliyor ancak bu da erken teşhis ile mümkün. Körlük riskine karşı glokomun rutin muayenelerine en geç 40 yaşında başlanmalı. Ancak ailede glokom hastası varsa bu testler daha erken yaşlara alınmalı.<br />
 <br />
Göz içi basıncında genel adı tonometre olan cihazlara başvuruluyor. Retina kontrolünde, gözün arka bölümünü görebilmek için gözbebeği damla formundaki ilaçlarla genişletiliyor. Göz içi basıncı, tonometre cihazından kontrollü bir şekilde hava püskürtülmesiyle ölçülüyor.<br />
 <br />
Eforla kalp sorunları belirleniyor<br />
 <br />
Uzmanlara göre, 40 yaşını geçmiş her kadının senede bir kez kardiyolojik check-up’tan geçmesi, kalp sağlığı açısından büyük önem taşıyor. Ailede kalp krizi hikayesi bulunanlar için ise bu daha erken yaşlarda başlamalı. Efor testi, bu yaşamsal önem taşıyan check-up’ta başvurulan yöntemlerden biri. Test, çoğunlukla koşu bandında uygulanıyor. Yaklaşık 10 dakika süren test sırasında kalp ve kalp kapaklarının durumu ile işleyişi hakkında bilgi veren EKG sürekli izleniyor, belirli aralıklarla damar basıncı ölçülüyor.<br />
 <br />
Efor testi egzersizi ritim ve ileti bozukluklarını araştırmak amacıyla yapılıyor. Bu sayede kalp ve dolaşım sistemi hastalıkları da ciddi boyutlara ulaşmadan tedavi edilebiliyor.<br />
 <img src="http://www.evlilikhazirliklari.com/UserUploadFiles/womenhealth3.jpg" border="0" alt="[Resim: womenhealth3.jpg]" /><br />
Smear ile rahim ağzı kanserine son<br />
 <br />
Uzmanlar, 18 yaşını aşmış ve aktif cinsel yaşamı olan her kadınının yılda bir kez düzenli olarak pap smear testi yaptırmalarını öneriyor. Çünkü bu test sayesinde jinekolojik kanserler arasında 2. sırada yer alan rahim ağzı kanseri, çok erken safhada teşhis edilebiliyor.<br />
 <br />
Muayene sırasında, özel bir fırça yardımıyla rahim ağzı bölgesinden hücre sürüntüsü alınıyor. Bu sürüntüler patoloji laboratuarlarında inceleniyor. İnce yayma tekniğiyle, rahim ağzı kanserine yol açan Human Papilloma virüsü tespit ediliyor.<br />
 <br />
Yılda bir kez ultrason<br />
 <br />
Kadın hastalıklarında erken tanı için gerekli en önemli yöntemlerden biri de vajinal ultrason. Uzmanlara göre, yakınması olsun veya olmasın her kadın yılda bir kez ultrason muayenesinden geçmeli. Vajinal yolla yapılan ultrasonda, iç organlar çok daha net bir şekilde izleniyor. Yumurtalıkları ve rahmi daha iyi görebilmek için ince bir sonda vajinaya yerleştiriliyor. Ekranda beliren görüntü, kadının sağlığı hakkında bilgi veriyor.<br />
 <br />
Jinekolojik ultrason ile karın organları, özellikle de rahim, yumurtalıklar ayrıntılı bir şekilde değerlendiriliyor. Rahmin yapısı, pozisyonu, büyüklüğü, rahimden kaynaklanmış tümörler, miyomlar saptanabiliyor. Bunların yanı sıra rahim içi zarı, yani endometrium değerlendirmesi de yapılıyor. Aynı şekilde yumurtalıkların yapısı, yumurta geliştirme kapasiteleri, yumurtalık kistleri saptanabiliyor.<br />
 <br />
Yılda bir kez cilt muayenesi kanseri önlüyor<br />
 <br />
Her yıl düzenli olarak dermatoloji uzmanının kapısını çalmak da, sağlık için yaptırılması gereken testlerin bir parçası. Özellikle vücutta bulunan çok sayıda ben ve ailedeki cilt kanseri hikayeleri, muayenenin önemini daha da artırıyor. Çünkü benler, ölümcül bir kanser türü olan melanom riski taşıyor. Melanomda yeni tanı yöntemi, dijital dermatoskopi. Bu yöntemde yağlanmış deri yüzeyi ışıklı bir büyütme sağlayan dermatoskop ile inceleniyor. Vücuttaki benlerin haritası oluşturularak noktasal lokalizasyonlar belirleniyor. Ardından her bir ben için dermatoskopik görüntü alınıyor ve kaydediliyor. Böylece bir sonraki kontrolde elde edilecek görüntüyle karşılaştırma şansı sağlanıyor. Bunların yanı sıra dijital dermatoskop, benlerde izlenen şüpheli değişiklikleri de gösteriyor. Bu test ile cilt üzerindeki değişiklikler, kanserleşmeden tespit edilebiliyor.<br />
 <br />
Kan tahlilleri sağlığı ele veriyor<br />
 <br />
Düzenli olarak yaptırılan kan tahlilleri, genel sağlık durumu hakkında bilgi veriyor. Uzmanlara göre herhangi bir yakınma olmasa da, 35 yaşından itibaren 2 yılda bir kan tahlili yaptırılmasında yarar var. Damardan kan örneği alındıktan sonra laboratuarlarda alyuvar ve akyuvarların durumuna bakılıyor, lökositler inceleniyor. Testlerden alınan sonuçlara bakılarak vücutta enfeksiyon ve alerjik bir durum olup olmadığı tespit edilebiliyor. Kolesterol ve kan şeker değerleri hakkında bilgi ediniliyor.<br />
 <br />
Menopozda kemik yoğunluğu ölçümü önemli<br />
 <br />
Menopoz ile kendini gösteren kemik kırılmaları riski, osteoporoz tanısı ile konuyor. Özellikle ailede osteoporoz hastasının varlığı, kemik mineral yoğunluğu ölçümünün önemini artırıyor. Kemik mineral yoğunluk ölçümü, hiçbir hazırlık gerektirmeden, vücuda bir zarar vermeden, özel bilgisayar programı ve hassas ölçüm yapan dansitometri cihazlarıyla yapılıyor.<br />
 <br />
Bu yöntemle vücudunuzdaki kemik yoğunluğu ölçülerek kemik erimesi riski tespit ediliyor. Erken teşhis sayesinde, ileri yaşlarda ciddi ve yaşamsal problemlere yol açan kırıkların oluşması önlenebiliyor.<br />
 <br />
Ağız ve diş sağlığı için tükürük testi<br />
 <br />
Diş ve diş eti hastalıkları, dünyada ve Türkiye’de önemli sağlık sorunları arasında yer alıyor. Dişlerde ciddi bir sorunla karşılaşmamak için her yıl düzenli olarak diş hekimi ziyaret edilmeli. Diş ve diş eti problemlerinin tespitinde, doğal bir koruyucu olan tükürüğün teste dilmesi önemli.<br />
 <br />
Bu test için tükürüğünüzün incelenmesi yeterli. Testte tükürüğün kimyasal ve mikrobiyolojik yapılarına bakılıyor. Bu sayede çürüklerin önemli bir sağlık sorununa neden olması önleniyor.<br />
 <br />
Kolon kanseri önlenebiliyor<br />
 <br />
Kolon kanseri, en sık görülen kanser türleri arasında 3. sırada yer alıyor. Sinsi tehlike, özellikle 50 yaş ve üzerindekileri tehdit ediyor. Araştırmalar, kolon kanserinin önlenebilir olduğunu gösteriyor. Ancak bunun için 50 yaşından sonra, 2 ila 5 yılda bir düzenli olarak kolonoskopi yönteminden yararlanılmalı.<br />
 <br />
Kolonoskopiyle kalın bağırsağın tümü incelenebiliyor. Çekim sırasında hastalar tomografi cihazına yatırılıyor ve kalın bağırsağa hava verilerek iç bölgenin görülmesi sağlanıyor. İşlem sonunda verilen hava geri alınıyor. Kolonoskopi yöntemiyle hekim ileride tümöre dönüşebilecek polipleri teşhis edilebiliyor. Poliplerin cerrahi yöntemlerle alınması sayesinde, kolon kanseri oluşma riski önlenmiş oluyor]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Erkeklerin yaptırması gereken testler]]></title>
			<link>http://www.liderkadin.net/showthread.php?tid=34</link>
			<pubDate>Sat, 08 Nov 2008 22:43:36 +0200</pubDate>
			<dc:creator>Administrator</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.liderkadin.net/showthread.php?tid=34</guid>
			<description><![CDATA[Günümüzde ölümcül hastalıkların tedavisi bile mümkün. Ancak bunun için erken tanı şart. Erken tanıya giden yol ise, yaşamsal önem taşıyan testler.<br />
 <img src="http://www.evlilikhazirliklari.com/UserUploadFiles/menhealth1.jpg" border="0" alt="[Resim: menhealth1.jpg&#93;" /><br />
Memorial Hastanesi Dahiliye Uzmanı Dr. Soner Dileklen, her erkeğin mutlaka yaptırması gereken 10 test ve tanı yöntemleri hakkında bilgi verdi.<br />
 <br />
Erkekler için yaşamsal önem taşıyan testler...<br />
 <br />
Tonometre ile körlük engelleniyor<br />
 <br />
Glokom, halk arasındaki adıyla ‘göz tansiyonu’, yaptığı sinir hasarı ile körlüğe neden olabilen bir göz hastalığı. İlaç tedavisi ve lazer ile körlüğün önüne geçiliyor ancak bu da erken teşhis ile mümkün. Körlük riskine karşı glokomun rutin muayenelerine en geç 40 yaşında başlanmalı. Ancak ailede glokom hastası varsa bu testler daha erken yaşlara alınmalı. Göz içi basıncında genel adı tonometre olan cihazlara başvuruluyor. Retina kontrolünde, gözün arka bölümünü görebilmek için gözbebeği damla formundaki ilaçlarla genişletiliyor. Göz içi basıncı, tonometre cihazından kontrollü bir şekilde hava püskürtülmesiyle ölçülüyor.<br />
 <img src="http://www.evlilikhazirliklari.com/UserUploadFiles/menhealth2.jpg" border="0" alt="[Resim: menhealth2.jpg&#93;" /><br />
Eforla kalp sorunları belirleniyor<br />
 <br />
Erkeklerin kalp ve dolaşım sistemi hastalıklarına yakalanma riski kadınların 4 katı. Bu nedenle 40 yaşını geçmiş her erkeğin yılda bir kez kardiyolojik check-up’tan geçmesi, kalp sağlığı açısından büyük önem taşıyor.<br />
 <br />
Efor testi, bu yaşamsal önem taşıyan check-up’ta başvurulan yöntemlerden biri. Test, çoğunlukla koşu bandında uygulanıyor. Yaklaşık 10 dakika süren test sırasında kalp ve kalp kapaklarının durumu ile işleyişi hakkında bilgi veren EKG sürekli izleniyor, belirli aralıklarla damar basıncı ölçülüyor. Efor testi egzersizi ritim ve ileti bozukluklarını araştırmak amacıyla yapılıyor. Bu sayede kalp ve dolaşım sistemi hastalıkları da ciddi boyutlara ulaşmadan tedavi edilebiliyor.<br />
 <img src="http://www.evlilikhazirliklari.com/UserUploadFiles/menhealth3.jpg" border="0" alt="[Resim: menhealth3.jpg&#93;" /><br />
Yılda bir kez cilt muayenesi kanseri önlüyor<br />
 <br />
Her yıl düzenli olarak dermatoloji uzmanının kapısını çalmak da, sağlık için yaptırılması gereken testlerin bir parçası. Özellikle vücutta bulunan çok sayıda ben ve ailedeki cilt kanseri hikayeleri, muayenenin önemini daha da artırıyor. Çünkü benler, ölümcül bir kanser türü olan melanom riski taşıyor. Melanomda yen tanı yöntemi, dijital dermatoskopi. Bu yöntemde yağlanmış deri yüzeyi ışıklı bir büyütme sağlayan dermatoskop ile inceleniyor. Vücuttaki benlerin haritası oluşturularak noktasal lokalizasyonlar belirleniyor. Ardından her bir ben için dermatoskopik görüntü alınıyor ve kaydediliyor. Böylece bir sonraki kontrolde elde edilecek görüntüyle karşılaştırma şansı sağlanıyor. Bunların yanı sıra dijital dermatoskop, benlerde izlenen şüpheli değişiklikleri de gösteriyor. Bu test ile cilt üzerindeki değişiklikler, kanserleşmeden tespit edilebiliyor.<br />
 <br />
Kan tahlilleri sağlığı ele veriyor<br />
 <br />
Düzenli olarak yaptırılan kan tahlilleri, genel sağlık durumu hakkında bilgi veriyor. Herhangi bir yakınma olmasa da, 35 yaşından itibaren 2 yılda bir kan tahlili yaptırılmasında yarar var. Damardan kan örneği alındıktan sonra laboratuarlarda alyuvar ve akyuvarların durumuna bakılıyor, lökositler inceleniyor. Testlerden alınan sonuçlara bakılarak vücutta enfeksiyon ve alerjik bir durum olup olmadığı tespit edilebiliyor. Kolesterol ve kan şeker değerleri hakkında bilgi ediniliyor.<br />
 <br />
Ağız ve diş sağlığı için tükürük testi<br />
 <br />
Diş ve diş eti hastalıkları, dünyada ve Türkiye’de önemli sağlık sorunları arasında yer alıyor. Dişlerde ciddi bir sorunla karşılaşmamak için her yıl düzenli olarak diş hekimi ziyaret edilmeli. Diş ve diş eti problemlerinin tespitinde, doğal bir koruyucu olan tükürüğün teste dilmesi önemli. Bu test için tükürüğünüzün incelenmesi yeterli. Testte tükürüğün kimyasal ve mikrobiyolojik yapılarına bakılıyor. Bu sayede çürüklerin önemli bir sağlık sorununa neden olması önleniyor.<br />
 <br />
Kolon kanseri önlenebiliyor<br />
 <br />
Kolon kanseri, en sık görülen kanser türleri arasında 3’üncü sırada yer alıyor. Sinsi tehlike, özellikle 50 yaş ve üzerindekileri tehdit ediyor. Kolon kanseri önlenebilir kanser türleri arasında. Ancak bunun için 50 yaşından sonra, 2 ila 5 yılda bir düzenli olarak kolonoskopi yönteminden yararlanılmalı.<br />
 <br />
Kolonoskopiyle kalın bağırsağın tümü incelenebiliyor. Çekim sırasında hastalar tomografi cihazına yatırılıyor ve kalın bağırsağa hava verilerek iç bölgenin görülmesi sağlanıyor. İşlem sonunda verilen hava geri alınıyor. Kolonoskopi yöntemiyle hekim ileride tümöre dönüşebilecek polipleri teşhis edilebiliyor. Poliplerin cerrahi yöntemlerle alınması sayesinde, kolon kanseri oluşma riski önlenmiş oluyor.<br />
 <br />
Prostat kanserinde erken tanı önemli<br />
 <br />
Prostat kanseri, erkeklerde ortaya çıkan kanser türleri arasında ikinci sırada yer alıyor. Prostat kanseri erken yakalandığında hastalıktan kurtulma şansı çok yüksek. Tanının geç konulması, hastalıkta ortaya çıkacak sorunlara ve beraberinde gelecek ölümlere zemin hazırlıyor.<br />
 <br />
Hastalığın teşhisi kan PSA testi ile mümkün. Testi, 45 yaş sonrası erkeklerin yılda bir kez yaptırması, erken tanı ile birlikte kesin tedavi sürecini de hızlandırıyor.<br />
 <br />
Sigara içenler AC grifisi çektirmeli<br />
 <br />
Akciğer kanseri erkeklerde ortaya çıkan kanser türleri içinde ilk sırada yer alıyor. Özellikle sigara içen erkeklerin içmeyenlere oranla bu hastalığa yakalanma riski, 13 ila 22 kat daha fazla. Çünkü sigaranın akciğer kanseri üzerindeki etkisi yüzde 95. Akciğer kanserini diğer türlerden ayıran bir başka özellik de, erken safhada belirti vermemesi. Hasta, yakınmalara başladığında genellikle çok geç kalınmış oluyor. Bu nedenle, sigaran içen 40 yaş üstü erkeklerin her yıl düzenli olarak AC grafisi çektirmeleri gerekli. Bu sayede akciğerlerde yakalanan tümör, erken evrede yok edilebiliyor.<br />
 <br />
Gırtlak kanseri için erken evre önemli<br />
 <br />
Erkeklerde sigara, kendini yalnızca akciğer kanseri ile göstermiyor. Sigara içen erkekler, içmeyenlere göre 16 kat daha fazla gırtlak kanseri tehdidi altında. Bunun için sigara içen erkeklerin, kulak burun boğaz uzmanı tarafından yapılacak olan larinks endoskopik görüntüleme yönteminden yararlanmaları gerekli. Her kanser türünde olduğu gibi, bu test sayesinde erken evrede yakalanan gırtlak kanserinin tedavi süreci de başarılı oluyor.<br />
 <br />
Karaciğer ve böbrek hastalıklarında ultrason önemli<br />
 <br />
Yılda bir kez yapılan tüm batın ultrasonu, karaciğer ve böbrek hastalıklarında erken teşhis ve başarılı tedavi olanağı sağlıyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Günümüzde ölümcül hastalıkların tedavisi bile mümkün. Ancak bunun için erken tanı şart. Erken tanıya giden yol ise, yaşamsal önem taşıyan testler.<br />
 <img src="http://www.evlilikhazirliklari.com/UserUploadFiles/menhealth1.jpg" border="0" alt="[Resim: menhealth1.jpg]" /><br />
Memorial Hastanesi Dahiliye Uzmanı Dr. Soner Dileklen, her erkeğin mutlaka yaptırması gereken 10 test ve tanı yöntemleri hakkında bilgi verdi.<br />
 <br />
Erkekler için yaşamsal önem taşıyan testler...<br />
 <br />
Tonometre ile körlük engelleniyor<br />
 <br />
Glokom, halk arasındaki adıyla ‘göz tansiyonu’, yaptığı sinir hasarı ile körlüğe neden olabilen bir göz hastalığı. İlaç tedavisi ve lazer ile körlüğün önüne geçiliyor ancak bu da erken teşhis ile mümkün. Körlük riskine karşı glokomun rutin muayenelerine en geç 40 yaşında başlanmalı. Ancak ailede glokom hastası varsa bu testler daha erken yaşlara alınmalı. Göz içi basıncında genel adı tonometre olan cihazlara başvuruluyor. Retina kontrolünde, gözün arka bölümünü görebilmek için gözbebeği damla formundaki ilaçlarla genişletiliyor. Göz içi basıncı, tonometre cihazından kontrollü bir şekilde hava püskürtülmesiyle ölçülüyor.<br />
 <img src="http://www.evlilikhazirliklari.com/UserUploadFiles/menhealth2.jpg" border="0" alt="[Resim: menhealth2.jpg]" /><br />
Eforla kalp sorunları belirleniyor<br />
 <br />
Erkeklerin kalp ve dolaşım sistemi hastalıklarına yakalanma riski kadınların 4 katı. Bu nedenle 40 yaşını geçmiş her erkeğin yılda bir kez kardiyolojik check-up’tan geçmesi, kalp sağlığı açısından büyük önem taşıyor.<br />
 <br />
Efor testi, bu yaşamsal önem taşıyan check-up’ta başvurulan yöntemlerden biri. Test, çoğunlukla koşu bandında uygulanıyor. Yaklaşık 10 dakika süren test sırasında kalp ve kalp kapaklarının durumu ile işleyişi hakkında bilgi veren EKG sürekli izleniyor, belirli aralıklarla damar basıncı ölçülüyor. Efor testi egzersizi ritim ve ileti bozukluklarını araştırmak amacıyla yapılıyor. Bu sayede kalp ve dolaşım sistemi hastalıkları da ciddi boyutlara ulaşmadan tedavi edilebiliyor.<br />
 <img src="http://www.evlilikhazirliklari.com/UserUploadFiles/menhealth3.jpg" border="0" alt="[Resim: menhealth3.jpg]" /><br />
Yılda bir kez cilt muayenesi kanseri önlüyor<br />
 <br />
Her yıl düzenli olarak dermatoloji uzmanının kapısını çalmak da, sağlık için yaptırılması gereken testlerin bir parçası. Özellikle vücutta bulunan çok sayıda ben ve ailedeki cilt kanseri hikayeleri, muayenenin önemini daha da artırıyor. Çünkü benler, ölümcül bir kanser türü olan melanom riski taşıyor. Melanomda yen tanı yöntemi, dijital dermatoskopi. Bu yöntemde yağlanmış deri yüzeyi ışıklı bir büyütme sağlayan dermatoskop ile inceleniyor. Vücuttaki benlerin haritası oluşturularak noktasal lokalizasyonlar belirleniyor. Ardından her bir ben için dermatoskopik görüntü alınıyor ve kaydediliyor. Böylece bir sonraki kontrolde elde edilecek görüntüyle karşılaştırma şansı sağlanıyor. Bunların yanı sıra dijital dermatoskop, benlerde izlenen şüpheli değişiklikleri de gösteriyor. Bu test ile cilt üzerindeki değişiklikler, kanserleşmeden tespit edilebiliyor.<br />
 <br />
Kan tahlilleri sağlığı ele veriyor<br />
 <br />
Düzenli olarak yaptırılan kan tahlilleri, genel sağlık durumu hakkında bilgi veriyor. Herhangi bir yakınma olmasa da, 35 yaşından itibaren 2 yılda bir kan tahlili yaptırılmasında yarar var. Damardan kan örneği alındıktan sonra laboratuarlarda alyuvar ve akyuvarların durumuna bakılıyor, lökositler inceleniyor. Testlerden alınan sonuçlara bakılarak vücutta enfeksiyon ve alerjik bir durum olup olmadığı tespit edilebiliyor. Kolesterol ve kan şeker değerleri hakkında bilgi ediniliyor.<br />
 <br />
Ağız ve diş sağlığı için tükürük testi<br />
 <br />
Diş ve diş eti hastalıkları, dünyada ve Türkiye’de önemli sağlık sorunları arasında yer alıyor. Dişlerde ciddi bir sorunla karşılaşmamak için her yıl düzenli olarak diş hekimi ziyaret edilmeli. Diş ve diş eti problemlerinin tespitinde, doğal bir koruyucu olan tükürüğün teste dilmesi önemli. Bu test için tükürüğünüzün incelenmesi yeterli. Testte tükürüğün kimyasal ve mikrobiyolojik yapılarına bakılıyor. Bu sayede çürüklerin önemli bir sağlık sorununa neden olması önleniyor.<br />
 <br />
Kolon kanseri önlenebiliyor<br />
 <br />
Kolon kanseri, en sık görülen kanser türleri arasında 3’üncü sırada yer alıyor. Sinsi tehlike, özellikle 50 yaş ve üzerindekileri tehdit ediyor. Kolon kanseri önlenebilir kanser türleri arasında. Ancak bunun için 50 yaşından sonra, 2 ila 5 yılda bir düzenli olarak kolonoskopi yönteminden yararlanılmalı.<br />
 <br />
Kolonoskopiyle kalın bağırsağın tümü incelenebiliyor. Çekim sırasında hastalar tomografi cihazına yatırılıyor ve kalın bağırsağa hava verilerek iç bölgenin görülmesi sağlanıyor. İşlem sonunda verilen hava geri alınıyor. Kolonoskopi yöntemiyle hekim ileride tümöre dönüşebilecek polipleri teşhis edilebiliyor. Poliplerin cerrahi yöntemlerle alınması sayesinde, kolon kanseri oluşma riski önlenmiş oluyor.<br />
 <br />
Prostat kanserinde erken tanı önemli<br />
 <br />
Prostat kanseri, erkeklerde ortaya çıkan kanser türleri arasında ikinci sırada yer alıyor. Prostat kanseri erken yakalandığında hastalıktan kurtulma şansı çok yüksek. Tanının geç konulması, hastalıkta ortaya çıkacak sorunlara ve beraberinde gelecek ölümlere zemin hazırlıyor.<br />
 <br />
Hastalığın teşhisi kan PSA testi ile mümkün. Testi, 45 yaş sonrası erkeklerin yılda bir kez yaptırması, erken tanı ile birlikte kesin tedavi sürecini de hızlandırıyor.<br />
 <br />
Sigara içenler AC grifisi çektirmeli<br />
 <br />
Akciğer kanseri erkeklerde ortaya çıkan kanser türleri içinde ilk sırada yer alıyor. Özellikle sigara içen erkeklerin içmeyenlere oranla bu hastalığa yakalanma riski, 13 ila 22 kat daha fazla. Çünkü sigaranın akciğer kanseri üzerindeki etkisi yüzde 95. Akciğer kanserini diğer türlerden ayıran bir başka özellik de, erken safhada belirti vermemesi. Hasta, yakınmalara başladığında genellikle çok geç kalınmış oluyor. Bu nedenle, sigaran içen 40 yaş üstü erkeklerin her yıl düzenli olarak AC grafisi çektirmeleri gerekli. Bu sayede akciğerlerde yakalanan tümör, erken evrede yok edilebiliyor.<br />
 <br />
Gırtlak kanseri için erken evre önemli<br />
 <br />
Erkeklerde sigara, kendini yalnızca akciğer kanseri ile göstermiyor. Sigara içen erkekler, içmeyenlere göre 16 kat daha fazla gırtlak kanseri tehdidi altında. Bunun için sigara içen erkeklerin, kulak burun boğaz uzmanı tarafından yapılacak olan larinks endoskopik görüntüleme yönteminden yararlanmaları gerekli. Her kanser türünde olduğu gibi, bu test sayesinde erken evrede yakalanan gırtlak kanserinin tedavi süreci de başarılı oluyor.<br />
 <br />
Karaciğer ve böbrek hastalıklarında ultrason önemli<br />
 <br />
Yılda bir kez yapılan tüm batın ultrasonu, karaciğer ve böbrek hastalıklarında erken teşhis ve başarılı tedavi olanağı sağlıyor.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Çocuklarda Parmak Emme Alışkanlığı]]></title>
			<link>http://www.liderkadin.net/showthread.php?tid=33</link>
			<pubDate>Sat, 08 Nov 2008 18:42:16 +0200</pubDate>
			<dc:creator>Administrator</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.liderkadin.net/showthread.php?tid=33</guid>
			<description><![CDATA[Parmak emme, normal çocuklarda herhangi bir pisko-patolojik etken olmaksızın 3-4 yaşlarına kadar görülen bir olgudur.parmak emmenin çocuk psikolojisinde çocuklarda bir uyum ve davranış problemi olarak görülemesi için bazı kriterleri karşılaması gereklidir.<br />
<br />
 <br />
<br />
Bebeklerin çoğu başparmaklarını ya da diğer parmaklarını emerler. Zararsız bir davranış olan parmak emmeye hemen bebeklerin tümünde rastlanmasının en önde gelen nedeni,yeni doğan bebeklerin parmak emmeyi daha anne rahminde, (uterus) öğrenmiş bulunmaları ve doğuştan sahip oldukları en güçlü reflekslerden birinin emme refleksi olmasıdır.Nitekim ender olarak yeni doğan bazı bebeklerin parmak ya da bileklerinde görülen kabarcıklar bunun bir sonucu olmaktır.<br />
<br />
<br />
1 yaş çocuklarının hemen yarısı parmaklarını emerler.9 ayda itibaren uykuyla parmak emme arasında yakın bir ilişkinin olduğu, uykusu gelen bebeğin parmağını ağzına götürdüğü görülür. Çocuğu parmak emmeden vazgeçirmek üzere yapılan çabalar, 3 yaşına kadar çocuk tarafından dirençle karşılanır. Bazı bebekler yeni dişlerinin çıkması ,bazıları da zorlukla karşılaştıklarında utanma ve sıkılma belirtisi olarak parmaklarını emerler. Genellikle 18. ay dolaylarında sıklaşan parmak emmenin 4 yaşına doğru kaybolması beklenir. Araştırmalar en geç 5-6 yaşlarında sona erdiği takdirde parmak emmenin zararının olmadığını,ancak süregelmesi halinde dişlerde deformasyona neden olabileceğini kanıtlamıştır. Alt ıslatmada olduğu gibi, sürekli parmak emme alışkanlığı da psikolojik sorun ve gerginliklerin bir sonucu olarak gelişebilir.<br />
<br />
<br />
Parmak emme alışkanlığı karşısında anne babanın yapacağı en sağlıklı yaklaşım nedir?<br />
<br />
<br />
Olayı telaşa kapılmadan sabırla karşılamak ve sürekli ilgilenmekten kaçınarak, çocuğa bu alışkanlığın bebekçe bir davranış olduğunu, başkalarını gözüne hoş görünmeyeceğini basit bir dille anlatmaktır. Aile içinde sürekli aynı alışkanlığı konu edilerek dikkatleri çocuk üzerine çekmek, bu nedenle telaşa ve gerginliği girmek ve çözüm amacıyla çocuğu sürekli eleştirmek yanlış anne baba davranışları arasında sayılır. Okul yaşında parmağını emme çocuk, öğretmenin uyarısı, anne babasının eleştirisi, hatta arkadaşlarını alaylarını karşın bu alışkanlığını sürdürür. Bu durumda çocuğa yapılan olumlu tavsiye ve açıklamalarla psikolojik açıdan uyumunun sağlanması, sorunu ortadan kalkmasına neden olabilir. Burada önemli olan, bir gerileme (regression) belirtisi sayılan bu alışkanlığı oluşturan etkenlerin ana baba tarafından keşfedilerek ortadan kaldırılması. Örneğin,yeni bir kardeşin doğumu,çocukta bu tür bir alışkanlığın başlamasına neden olabilir.Cıvıldayan, emekleyen, parmak emip tırnak yemeye başlayan çocuk ,bu tür bebekleşme hareketleriyle kaybettiği ilgiyi kazanma savaşımına girer. Daha önce de belirttiğimiz gibi, kardeşin doğumundan önce çocuğun hazırlanması, kardeşin varlığına karşın çocuğun statüsünün devam edeceği ve onun yerinin ayrı olduğu konusunda çocuğun ikna edilmesi, kardeşin yardıma muhtaç bir yakını olması nedeniyle elbirliğiyle ona bakma gereğine çocuğun inandırılması ondaki gerginliği azaltır. Böylelikle bu gerginlikten kaynaklanan alışkanlıklar da zamanla kaybolur. Alt ıslatma benzerliği nedeniyle parmak emme de yaşla azalır.Bu konuda da yine özellikle ilk çocukluk döneminde tedaviden kaçınılmalıdır.Okul öncesi dönemindeki parmak emme ya da alt ıslatma durumunda gereksiz telaş yerine, olayın temelinde anne babanın da etkisi bulunduğu düşünülerek uzmanlarca sabırlı ve sürekli bazı eğitimsel önlemler uygulanmalıdır.<br />
<br />
Parmak emmenin giderilmesi için alınacak önlemler<br />
<br />
<br />
Anne ve babaya parmak emmenin ilk dönemlerde zararsız bir faaliyet olduğu açıkça anlatılmalıdır. Parmak emmenin biraz önce değindiğimiz gibi diş deformasyonlarına sebep olmadığı, bir hastalık mahiyetinde olmadığı açıkça anlatılmalıdır. Çünkü buna inanan anne, baba ve aile büyükleri ömür boyu sürecek bu kötü alışkanlıktan çocuklarını vazgeçirmek için çok şiddetli tedbirlere başvururlar. Hatta çocukların parmaklarına acı biberler sürenler, dayak atanlar, ellerini kollarını arkadan bağlayanlar,eline parmaklarına iğne batırıp onlar unutamayacakları acı verecek cezalar uygularlar. Bu tenkitler, azarlamalar, dayak atmalar, parmağa acı sürmeler çocukta olumsuzluğun yükselmesine neden olabilir. Anne babayı rahatsız etmek için bir davranış olarak kalmasını pekiştirebilir.(D. Çağlar-1981)<br />
<br />
<br />
Parmak emme kendi başına çocuklukta ve sonradan uyumu etkileyen bir alışkanlık değildir. Özel bir düzeltici tedbir olmayı da gerektirmez. Ancak parmak emmeye başlayan veya bunu alışkanlık haline getirmiş çocuklara bu alışkanlıkları terk etmeleri için uygun olmayan tedbirlerin, cezaların uygulanması sonucu bir çok uyum ve duyusal problemlerin ortaya çıkmasının nedeni olabilir. Basit bir alışkanlığı terk ettirmek için uygulanan metotlar durumla ilgisi olmayan yeni ve kronik bazı uyum bozukluklarına sebep olabilir. (D. Çağlar-1981)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Parmak emme, normal çocuklarda herhangi bir pisko-patolojik etken olmaksızın 3-4 yaşlarına kadar görülen bir olgudur.parmak emmenin çocuk psikolojisinde çocuklarda bir uyum ve davranış problemi olarak görülemesi için bazı kriterleri karşılaması gereklidir.<br />
<br />
 <br />
<br />
Bebeklerin çoğu başparmaklarını ya da diğer parmaklarını emerler. Zararsız bir davranış olan parmak emmeye hemen bebeklerin tümünde rastlanmasının en önde gelen nedeni,yeni doğan bebeklerin parmak emmeyi daha anne rahminde, (uterus) öğrenmiş bulunmaları ve doğuştan sahip oldukları en güçlü reflekslerden birinin emme refleksi olmasıdır.Nitekim ender olarak yeni doğan bazı bebeklerin parmak ya da bileklerinde görülen kabarcıklar bunun bir sonucu olmaktır.<br />
<br />
<br />
1 yaş çocuklarının hemen yarısı parmaklarını emerler.9 ayda itibaren uykuyla parmak emme arasında yakın bir ilişkinin olduğu, uykusu gelen bebeğin parmağını ağzına götürdüğü görülür. Çocuğu parmak emmeden vazgeçirmek üzere yapılan çabalar, 3 yaşına kadar çocuk tarafından dirençle karşılanır. Bazı bebekler yeni dişlerinin çıkması ,bazıları da zorlukla karşılaştıklarında utanma ve sıkılma belirtisi olarak parmaklarını emerler. Genellikle 18. ay dolaylarında sıklaşan parmak emmenin 4 yaşına doğru kaybolması beklenir. Araştırmalar en geç 5-6 yaşlarında sona erdiği takdirde parmak emmenin zararının olmadığını,ancak süregelmesi halinde dişlerde deformasyona neden olabileceğini kanıtlamıştır. Alt ıslatmada olduğu gibi, sürekli parmak emme alışkanlığı da psikolojik sorun ve gerginliklerin bir sonucu olarak gelişebilir.<br />
<br />
<br />
Parmak emme alışkanlığı karşısında anne babanın yapacağı en sağlıklı yaklaşım nedir?<br />
<br />
<br />
Olayı telaşa kapılmadan sabırla karşılamak ve sürekli ilgilenmekten kaçınarak, çocuğa bu alışkanlığın bebekçe bir davranış olduğunu, başkalarını gözüne hoş görünmeyeceğini basit bir dille anlatmaktır. Aile içinde sürekli aynı alışkanlığı konu edilerek dikkatleri çocuk üzerine çekmek, bu nedenle telaşa ve gerginliği girmek ve çözüm amacıyla çocuğu sürekli eleştirmek yanlış anne baba davranışları arasında sayılır. Okul yaşında parmağını emme çocuk, öğretmenin uyarısı, anne babasının eleştirisi, hatta arkadaşlarını alaylarını karşın bu alışkanlığını sürdürür. Bu durumda çocuğa yapılan olumlu tavsiye ve açıklamalarla psikolojik açıdan uyumunun sağlanması, sorunu ortadan kalkmasına neden olabilir. Burada önemli olan, bir gerileme (regression) belirtisi sayılan bu alışkanlığı oluşturan etkenlerin ana baba tarafından keşfedilerek ortadan kaldırılması. Örneğin,yeni bir kardeşin doğumu,çocukta bu tür bir alışkanlığın başlamasına neden olabilir.Cıvıldayan, emekleyen, parmak emip tırnak yemeye başlayan çocuk ,bu tür bebekleşme hareketleriyle kaybettiği ilgiyi kazanma savaşımına girer. Daha önce de belirttiğimiz gibi, kardeşin doğumundan önce çocuğun hazırlanması, kardeşin varlığına karşın çocuğun statüsünün devam edeceği ve onun yerinin ayrı olduğu konusunda çocuğun ikna edilmesi, kardeşin yardıma muhtaç bir yakını olması nedeniyle elbirliğiyle ona bakma gereğine çocuğun inandırılması ondaki gerginliği azaltır. Böylelikle bu gerginlikten kaynaklanan alışkanlıklar da zamanla kaybolur. Alt ıslatma benzerliği nedeniyle parmak emme de yaşla azalır.Bu konuda da yine özellikle ilk çocukluk döneminde tedaviden kaçınılmalıdır.Okul öncesi dönemindeki parmak emme ya da alt ıslatma durumunda gereksiz telaş yerine, olayın temelinde anne babanın da etkisi bulunduğu düşünülerek uzmanlarca sabırlı ve sürekli bazı eğitimsel önlemler uygulanmalıdır.<br />
<br />
Parmak emmenin giderilmesi için alınacak önlemler<br />
<br />
<br />
Anne ve babaya parmak emmenin ilk dönemlerde zararsız bir faaliyet olduğu açıkça anlatılmalıdır. Parmak emmenin biraz önce değindiğimiz gibi diş deformasyonlarına sebep olmadığı, bir hastalık mahiyetinde olmadığı açıkça anlatılmalıdır. Çünkü buna inanan anne, baba ve aile büyükleri ömür boyu sürecek bu kötü alışkanlıktan çocuklarını vazgeçirmek için çok şiddetli tedbirlere başvururlar. Hatta çocukların parmaklarına acı biberler sürenler, dayak atanlar, ellerini kollarını arkadan bağlayanlar,eline parmaklarına iğne batırıp onlar unutamayacakları acı verecek cezalar uygularlar. Bu tenkitler, azarlamalar, dayak atmalar, parmağa acı sürmeler çocukta olumsuzluğun yükselmesine neden olabilir. Anne babayı rahatsız etmek için bir davranış olarak kalmasını pekiştirebilir.(D. Çağlar-1981)<br />
<br />
<br />
Parmak emme kendi başına çocuklukta ve sonradan uyumu etkileyen bir alışkanlık değildir. Özel bir düzeltici tedbir olmayı da gerektirmez. Ancak parmak emmeye başlayan veya bunu alışkanlık haline getirmiş çocuklara bu alışkanlıkları terk etmeleri için uygun olmayan tedbirlerin, cezaların uygulanması sonucu bir çok uyum ve duyusal problemlerin ortaya çıkmasının nedeni olabilir. Basit bir alışkanlığı terk ettirmek için uygulanan metotlar durumla ilgisi olmayan yeni ve kronik bazı uyum bozukluklarına sebep olabilir. (D. Çağlar-1981)]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Tırnak Yeme Alışkanlığı ve Çözümü]]></title>
			<link>http://www.liderkadin.net/showthread.php?tid=32</link>
			<pubDate>Sat, 08 Nov 2008 18:41:43 +0200</pubDate>
			<dc:creator>Administrator</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.liderkadin.net/showthread.php?tid=32</guid>
			<description><![CDATA[Tırnak yeme, çocuğun yaşamında hangi dönemde ortaya çıkmış olursa olsun kesinlikle bir uyum ve davranış bozukluğu olarak kabul edilmeli ve mutlaka altında yatan sebepler tespit edilerek ortadan kaldırılmalıdır. Tırnak yeme davranışı incelendiğinde, daha çok belirli bir grup sebepten kaynaklandığı gözlemlenmektedir.<br />
<br />
Tırnak yeme alışkanlığını çoğunlukla 3-4 yaşlarından önce başlamaz. (Çok ender olarak 5 aylık gibi erken bir dönemde görülebilir). Çocukların %33'ünde tırnak yeme davranışı görülür. Bu oran erken ergenlik cağına kadar sürer. Ergenlik çağına doğru çocukların hemen hemen yarısı tırnak yeme davranışı gösterir.. Ayıca tırnak yiyen çocukların ailelerinin çoğunda tırnak yiyenlere rastlanmaktadır. Bunun için de tırnak yemenin bir taklit olduğu ve büyükleri taklit etmek suretiyle öğrenildiği ileri sürülmektedir<br />
<br />
Tırnak Yeme Alışkanlığının Nedenleri:<br />
Tırnak yeme, çocuğun yaşamında hangi dönemde ortaya çıkmış olursa olsun kesinlikle bir uyum ve davranış bozukluğu olarak kabul edilmeli ve mutlaka altında yatan sebepler tespit edilerek ortadan kaldırılmalıdır. Tırnak yeme davranışı incelendiğinde, daha çok belirli bir grup sebepten kaynaklandığı gözlemlenmektedir. Bu sebepler aşağıdaki maddelerde gruplandırılmıştır.<br />
- Üzüntü ve sıkıntı duyguları<br />
- Gerilim ve kaygı duyguları<br />
- Öfke ve saldırganlık duyguları<br />
- Korku<br />
- Değersizlik ve güvensizlik duyguları<br />
- Aile içi iletişim sorunları<br />
Tırnak yeme bir güvensizlik belirtisi olarak kabul edilir. Aile içinde aşırı baskılı ve otoriter bir<br />
eğitimin uygulanması ve bu çocuğun sürekli azarlanarak eleştirilmesi, kıskançlık, yeterli ilgi ve sevgi görememe sıkıntı ve gerginlik başlıca nedenlerdir <br />
 <br />
 Örneğin, herhangi bir sebepten dolayı anne – babasına kızan, onlara karşı öfke duyan çocuk tırnak yeme davranışını sergileyebilir. Okulda arkadaşlarına kendini doğru biçimde ifade edemeyen çocuk bu sebeple kaygılanabilir ve bu sıkıntısını tırnak yiyerek ifade edebilir. Çok sevdiği köpeğini kaybeden çocuk, üzüntüsü nedeniyle bu davranışa yönelebilir. Bunun dışında, öğretmeninden veya ailesinden korkan ve cezalandırılma kaygısı taşıyan çocuk tırnak yiyebilir. Aile içinde yaşanan huzursuzluklar, boşanma ve ayrılıklarda sorunun ortaya çıkmasına katkıda bulunabilir. Ayrıca, kendine güveni olmayan çocuklarda tırnak yeme davranışı daha çok gözlemlenmektedir<br />
<br />
 Anne – babanın yaşantısı da önemli bir etkendir. Anne baba geçimsizlikleri, anne babanın sık sık kavga etmesi, ailedeki sorunlar çocuklarda tırnak yeme gibi davranışlara neden olur. Bunun yanı sıra anne babanın aşırı kaygılı olması çocuğu aşırı derecede koruyup kollaması ayrıca anne babanın çocuklar arasında ayrım yapması çocuklar arasında kıskançlığa yol açar. Bu da dolaylı şekilde kendini tırnak yeme olarak gösterir<br />
<br />
Tırnak Yeme Alışkanlığına Karşı Alınacak Önlemeler:<br />
<br />
En etkili tedavi yöntemi, 3-4 yaşlarına kadar bu alışkanlığın anne ve baba tarafından görmezlikten gelinmesidir. Çocuğun bu alışkanlığı kazanmasının neden olan etkenler saptanarak konuya çözüm getirilebilir. Ancak çocuğun kendisini güvensiz hissetmesi halinde bu alışkanlığa yeniden başladığı görülür. Çocuğun gururunu okşayarak, tırnak yemenin onu ne denli çirkin yapabileceği telaşsız biçimde anlatılmalıdır. Özellikle kız çocukları için manikür malzemesi alınarak tırnaklarının manikürlü ve yenmiş biçimleri onlara gösterilmelidir. Daha sonra bu alışkanlık devam ederse:<br />
<br />
 Çocuğun gerginlik ve uyumsuzluk nedenleri iyice araştırılmalı ve bunlar saptanarak çözüm getirilmeli<br />
 Çocukları korku, kaygı yaratacak durumlardan uzak tutmak gerekir.<br />
 <br />
 Küçük çocukların kaygı, korku verici televizyon filmlerini izlemeleri, kavgalı olaylarda bulunmaları çocuğu heyecanlandıracağı için sakıncalıdır.<br />
<br />
 Çocuğun ilgisi başka yönede çekilebilir. Televizyon izlerken onun ağzını çiğneyecek bir şeyle meşgul etmek tırnak yemenin yerine geçebilir.<br />
<br />
 Çocuğa zaman verilmeli fazla zorlanmamalı<br />
<br />
 Çocuğu azarlamak, korkutmak, ceza vermek gibi zorlayıcı yöntemlerin uygulanması yararlı olmamaktadır. Hatta kimi zaman daha ağır duygusal problemlerin çıkmasına neden olabilir<br />
<br />
 Güven duygusunun gelişmesini sağlamalı<br />
 <br />
 Çocuğa yenmemiş tırnağın güzel olduğu fazla üzerinde durmadan anlatılmalıdır<br />
<br />
 Tırnak yeme davranışı gerek çocuklukta gerekse ergenlik döneminde çok sık karşılaşılan bir sorun olduğu için hem anne – babalar tarafından hem de tüm toplum tarafından çok kanıksanmış bir davranış olarak görülür. Yalnızca çocukluk ve ergenlik döneminde değil, yetişkinlik döneminde de bu davranışı sergileyen, devam ettiren birçok insan vardır. Ancak bu davranışın çocukluk ve ergenlik döneminde yeterince önemsenmeyerek giderilmesi yetişkinlik dönemi de dahil birçok sıkıntıya yol açabilir. Örneğin, okul veya iş hayatında, tırnağını yediğini gizlemeye çalışan, ancak bu davranışı bırakamadığı için de daha fazla gerginlik yaşayan birçok insan vardır. Sadece bu durum bile kişide gerilim, suçluluk ve öfke (engellenmeye bağlı olarak) duygularına yol açabilir. Bu nedenle davranış iyice kalıplaşmadan, erken dönemde kalıcı bir çözüm bulunmalıdır. Tüm uyum bozukluklarında olduğu gibi, sorunun ortaya çıkmasına sebep olan faktörleri bulup, onları ortadan kaldırmak en kalıcı ve doğru çözümü sağlar.<br />
<br />
Aileler bu davranışın kendiliğinden kaybolmasını beklerler, ancak kendiliğinden geçmez. Ancak ve ancak buna neden olan sebepler ortadan kaldırıldığında geçer.<br />
Anne – babalara, uzun süren tırnak yeme davranışıyla karşılaştıklarında, bunun altında yatan psikolojik faktörlerin neler olabileceğini öğrenmek ve gerekli önlemleri alabilmek için bir psikologdan yardım almalarını öneriyoruz.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Tırnak yeme, çocuğun yaşamında hangi dönemde ortaya çıkmış olursa olsun kesinlikle bir uyum ve davranış bozukluğu olarak kabul edilmeli ve mutlaka altında yatan sebepler tespit edilerek ortadan kaldırılmalıdır. Tırnak yeme davranışı incelendiğinde, daha çok belirli bir grup sebepten kaynaklandığı gözlemlenmektedir.<br />
<br />
Tırnak yeme alışkanlığını çoğunlukla 3-4 yaşlarından önce başlamaz. (Çok ender olarak 5 aylık gibi erken bir dönemde görülebilir). Çocukların %33'ünde tırnak yeme davranışı görülür. Bu oran erken ergenlik cağına kadar sürer. Ergenlik çağına doğru çocukların hemen hemen yarısı tırnak yeme davranışı gösterir.. Ayıca tırnak yiyen çocukların ailelerinin çoğunda tırnak yiyenlere rastlanmaktadır. Bunun için de tırnak yemenin bir taklit olduğu ve büyükleri taklit etmek suretiyle öğrenildiği ileri sürülmektedir<br />
<br />
Tırnak Yeme Alışkanlığının Nedenleri:<br />
Tırnak yeme, çocuğun yaşamında hangi dönemde ortaya çıkmış olursa olsun kesinlikle bir uyum ve davranış bozukluğu olarak kabul edilmeli ve mutlaka altında yatan sebepler tespit edilerek ortadan kaldırılmalıdır. Tırnak yeme davranışı incelendiğinde, daha çok belirli bir grup sebepten kaynaklandığı gözlemlenmektedir. Bu sebepler aşağıdaki maddelerde gruplandırılmıştır.<br />
- Üzüntü ve sıkıntı duyguları<br />
- Gerilim ve kaygı duyguları<br />
- Öfke ve saldırganlık duyguları<br />
- Korku<br />
- Değersizlik ve güvensizlik duyguları<br />
- Aile içi iletişim sorunları<br />
Tırnak yeme bir güvensizlik belirtisi olarak kabul edilir. Aile içinde aşırı baskılı ve otoriter bir<br />
eğitimin uygulanması ve bu çocuğun sürekli azarlanarak eleştirilmesi, kıskançlık, yeterli ilgi ve sevgi görememe sıkıntı ve gerginlik başlıca nedenlerdir <br />
 <br />
 Örneğin, herhangi bir sebepten dolayı anne – babasına kızan, onlara karşı öfke duyan çocuk tırnak yeme davranışını sergileyebilir. Okulda arkadaşlarına kendini doğru biçimde ifade edemeyen çocuk bu sebeple kaygılanabilir ve bu sıkıntısını tırnak yiyerek ifade edebilir. Çok sevdiği köpeğini kaybeden çocuk, üzüntüsü nedeniyle bu davranışa yönelebilir. Bunun dışında, öğretmeninden veya ailesinden korkan ve cezalandırılma kaygısı taşıyan çocuk tırnak yiyebilir. Aile içinde yaşanan huzursuzluklar, boşanma ve ayrılıklarda sorunun ortaya çıkmasına katkıda bulunabilir. Ayrıca, kendine güveni olmayan çocuklarda tırnak yeme davranışı daha çok gözlemlenmektedir<br />
<br />
 Anne – babanın yaşantısı da önemli bir etkendir. Anne baba geçimsizlikleri, anne babanın sık sık kavga etmesi, ailedeki sorunlar çocuklarda tırnak yeme gibi davranışlara neden olur. Bunun yanı sıra anne babanın aşırı kaygılı olması çocuğu aşırı derecede koruyup kollaması ayrıca anne babanın çocuklar arasında ayrım yapması çocuklar arasında kıskançlığa yol açar. Bu da dolaylı şekilde kendini tırnak yeme olarak gösterir<br />
<br />
Tırnak Yeme Alışkanlığına Karşı Alınacak Önlemeler:<br />
<br />
En etkili tedavi yöntemi, 3-4 yaşlarına kadar bu alışkanlığın anne ve baba tarafından görmezlikten gelinmesidir. Çocuğun bu alışkanlığı kazanmasının neden olan etkenler saptanarak konuya çözüm getirilebilir. Ancak çocuğun kendisini güvensiz hissetmesi halinde bu alışkanlığa yeniden başladığı görülür. Çocuğun gururunu okşayarak, tırnak yemenin onu ne denli çirkin yapabileceği telaşsız biçimde anlatılmalıdır. Özellikle kız çocukları için manikür malzemesi alınarak tırnaklarının manikürlü ve yenmiş biçimleri onlara gösterilmelidir. Daha sonra bu alışkanlık devam ederse:<br />
<br />
 Çocuğun gerginlik ve uyumsuzluk nedenleri iyice araştırılmalı ve bunlar saptanarak çözüm getirilmeli<br />
 Çocukları korku, kaygı yaratacak durumlardan uzak tutmak gerekir.<br />
 <br />
 Küçük çocukların kaygı, korku verici televizyon filmlerini izlemeleri, kavgalı olaylarda bulunmaları çocuğu heyecanlandıracağı için sakıncalıdır.<br />
<br />
 Çocuğun ilgisi başka yönede çekilebilir. Televizyon izlerken onun ağzını çiğneyecek bir şeyle meşgul etmek tırnak yemenin yerine geçebilir.<br />
<br />
 Çocuğa zaman verilmeli fazla zorlanmamalı<br />
<br />
 Çocuğu azarlamak, korkutmak, ceza vermek gibi zorlayıcı yöntemlerin uygulanması yararlı olmamaktadır. Hatta kimi zaman daha ağır duygusal problemlerin çıkmasına neden olabilir<br />
<br />
 Güven duygusunun gelişmesini sağlamalı<br />
 <br />
 Çocuğa yenmemiş tırnağın güzel olduğu fazla üzerinde durmadan anlatılmalıdır<br />
<br />
 Tırnak yeme davranışı gerek çocuklukta gerekse ergenlik döneminde çok sık karşılaşılan bir sorun olduğu için hem anne – babalar tarafından hem de tüm toplum tarafından çok kanıksanmış bir davranış olarak görülür. Yalnızca çocukluk ve ergenlik döneminde değil, yetişkinlik döneminde de bu davranışı sergileyen, devam ettiren birçok insan vardır. Ancak bu davranışın çocukluk ve ergenlik döneminde yeterince önemsenmeyerek giderilmesi yetişkinlik dönemi de dahil birçok sıkıntıya yol açabilir. Örneğin, okul veya iş hayatında, tırnağını yediğini gizlemeye çalışan, ancak bu davranışı bırakamadığı için de daha fazla gerginlik yaşayan birçok insan vardır. Sadece bu durum bile kişide gerilim, suçluluk ve öfke (engellenmeye bağlı olarak) duygularına yol açabilir. Bu nedenle davranış iyice kalıplaşmadan, erken dönemde kalıcı bir çözüm bulunmalıdır. Tüm uyum bozukluklarında olduğu gibi, sorunun ortaya çıkmasına sebep olan faktörleri bulup, onları ortadan kaldırmak en kalıcı ve doğru çözümü sağlar.<br />
<br />
Aileler bu davranışın kendiliğinden kaybolmasını beklerler, ancak kendiliğinden geçmez. Ancak ve ancak buna neden olan sebepler ortadan kaldırıldığında geçer.<br />
Anne – babalara, uzun süren tırnak yeme davranışıyla karşılaştıklarında, bunun altında yatan psikolojik faktörlerin neler olabileceğini öğrenmek ve gerekli önlemleri alabilmek için bir psikologdan yardım almalarını öneriyoruz.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Çocuklarda Çalma Davranışı]]></title>
			<link>http://www.liderkadin.net/showthread.php?tid=31</link>
			<pubDate>Sat, 08 Nov 2008 18:41:06 +0200</pubDate>
			<dc:creator>Administrator</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.liderkadin.net/showthread.php?tid=31</guid>
			<description><![CDATA[Çocuklarda görülen çalma davranışı anne babayı endişeye düşüren bir durumdur. Ancak bu çalma davranışı çocukta bir uyum ve davranış sorunun habercisi olabilir.  <br />
<br />
Okul öncesi dönemde, genellikle 7-8 yaşlarına kadar görülen izinsiz eşya alma davranışı, bir uyum ve davranış bozukluğu olan 'çalma davranışı' olarak kabul edilmez. Bu dönemden önce, özellikle 3-6 yaşları arasında çocuklar gittikleri evlerde veya kreşte arkadaşlarında gördükleri objeleri ve oyuncakları almakta sakınca görmezler. Çocuğun bu davranışının altında yatan neden, beğendiği nesneyi yanında bulundurmaya çalışmaktan öte birşey değildir. Okul öncesi dönemde mülkiyet duygusu tam olarak gelişmediği için, çocuklar, başka birine ait bir eşyayı izinsiz olarak almanın kötü bir davranış olduğunu anlamakta güçlük çeker. Bu nedenle, çalma davranışının bir uyum ve davranış bozukluğu olarak ele alınabilmesi için çocuğun ilkokul çağına gelmiş olması gerekir.<br />
<br />
Çocuklarda bir uyum ve davranış bozukluğu olarak görülen çalma davranışının altında yatan sebepler aşağıdaki gibi özetlenebilir;<br />
<br />
1. Hatalı anne-baba tutumları<br />
- Aşırı disiplinli tutum<br />
- Kıyaslamacı tutum<br />
- Paraya aşırı düşkünlük veya cimrilik<br />
- Maddi cezalar verme<br />
- Gereksinimlerin giderilmemesi<br />
- Önceki çalma davranışının pekiştirilmesi<br />
<br />
Yukarıdaki başlıklarda görüldüğü gibi, anne-babaların aşırı disiplinli ve katı tutumları çocuklarda çalma davranışına neden olabilir. Çocuğun kardeşleriyle veya komşu, arkadaş ve akraba çocuklarıyla sıklıkla kıyaslandığı aile ortamları çalma davranışına zemin hazırlayabilir. Ailenin, çocuğun maddi ihtiyaçlarını karşılamayarak onu cezalandırması, ekonomik güçlükler nedeniyle çocuğun fiziksel ihtiyaçlarını giderememesi, anne-babanın paraya aşırı düşkünlüğü veya cimriliği, parayı çocuğa karşı bir tehdit aracı olarak kullanması gibi hatalı tutumlar da çalma davranışının ortaya çıkmasına neden olmaktadır.<br />
<br />
2. Değersizlik duygusu ve öz-güven eksikliği<br />
Çocuğun kendini değersiz hissetmesi bu davranışı destekler. Kendini yetersiz hisseden çocuk değerli gördüğü eşyaları çalarak kendini değerli kılmaya çalışır. Yetersizlik duyguları taşıyan çocuğun anne-babasının aşırı koruyucu tutumu ve çocuğu sürekli kontrol etmeye çalışır tavırları çocuğun bu duygularını pekiştirir. Böylece, kendisine güvenilmediğini düşünen çocuk giderek öz-güvenini kaybetmeye başlar.<br />
<br />
3. Kıskançlık ve rekabet duyguları<br />
Kardeşlerini veya başka çocukları kıskanan çocuklar yaşadıkları rekabet duygusunu bastırabilmek için çalma davranışı gösterebilirler. Bu nedenle uyum bozukluğu geliştiren çocuklarda çalmak, kıskanılan veya rekabet edilen kişiden öç almak anlamına gelmektedir.<br />
<br />
4. Sevgisizlik ve ilgisizlik<br />
Fiziksel ve maddi ihtiyaçların giderilmemesi gibi, manevi ihtiyaçların giderilmemeside bu uyum bozukluğuna neden olabilmektedir. Yeterince sevilmediğini düşünen, duygusal anlamda yeterince ilgi görmeyen çocuk, başkalarına ait eşyaları çalarak elde edemediği sevgi açığını gidermeye çalışır. Bu sebeple,kimsesiz çocuklarda, sokak çocuklarında ve aileleri tarafından dışlanmış çocuklarda çalma davranışının görülme sıklığı fazladır.<br />
<br />
Çocuklarında çalma davranışı görülen anne-babaların, bu davranışın tedavi edilmesi ve ileride yeniden ortaya çıkmasının veya yerini başka bir davranış bozukluğuna bırakmasının önlenmesi için zaman kaybetmeden bir uzmana başvurmalarını öneriyoruz. Bir psikologla<br />
uzmanla birlikte yapılan çalışmalarda yukarıdaki sebeplerden hangilerinin bu davranışın gelişmesine yol açtığı tespit edilmeli ve bu nedenler ortadan kaldırılmalıdır. Davranışa neden olan faktörler kontrol altına alındığında davranışta hızla ortadan kalkacak ve yeni bağımsız sorunların oluşumu da engellenmiş olacaktır.<br />
<br />
Anne-babalar, bu sorun nedeniyle baş vurdukları uzman tarafından çocuklarına yaklaşımları konusunda da bilgilendirilmelidirler. Burada kısaca özetlemek gerekirse, çalma davranışı gösteren çocukların ailelerinin dikkat etmeleri gereken şeyler aşağıda sıralanmıştır;<br />
<br />
Yargılayıcı ve suçlayıcı tutumdan uzak durmak<br />
Aşağılayıcı, küçük düşürürücü ve ayıplayıcı tavır sergilememek<br />
Çocuğu deşifre etmek<br />
Bu davranışı nedeniyle çocuğa duyulan güvensizliği ifade etmek<br />
Cezalandırıcı ve yasaklayıcı tutumlar sergilemek<br />
Gurur kırıcı davranışlar sergilemek<br />
Şiddete başvurmak<br />
<br />
Kaynak: Uzm. Psk. Şebnem Kartal]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Çocuklarda görülen çalma davranışı anne babayı endişeye düşüren bir durumdur. Ancak bu çalma davranışı çocukta bir uyum ve davranış sorunun habercisi olabilir.  <br />
<br />
Okul öncesi dönemde, genellikle 7-8 yaşlarına kadar görülen izinsiz eşya alma davranışı, bir uyum ve davranış bozukluğu olan 'çalma davranışı' olarak kabul edilmez. Bu dönemden önce, özellikle 3-6 yaşları arasında çocuklar gittikleri evlerde veya kreşte arkadaşlarında gördükleri objeleri ve oyuncakları almakta sakınca görmezler. Çocuğun bu davranışının altında yatan neden, beğendiği nesneyi yanında bulundurmaya çalışmaktan öte birşey değildir. Okul öncesi dönemde mülkiyet duygusu tam olarak gelişmediği için, çocuklar, başka birine ait bir eşyayı izinsiz olarak almanın kötü bir davranış olduğunu anlamakta güçlük çeker. Bu nedenle, çalma davranışının bir uyum ve davranış bozukluğu olarak ele alınabilmesi için çocuğun ilkokul çağına gelmiş olması gerekir.<br />
<br />
Çocuklarda bir uyum ve davranış bozukluğu olarak görülen çalma davranışının altında yatan sebepler aşağıdaki gibi özetlenebilir;<br />
<br />
1. Hatalı anne-baba tutumları<br />
- Aşırı disiplinli tutum<br />
- Kıyaslamacı tutum<br />
- Paraya aşırı düşkünlük veya cimrilik<br />
- Maddi cezalar verme<br />
- Gereksinimlerin giderilmemesi<br />
- Önceki çalma davranışının pekiştirilmesi<br />
<br />
Yukarıdaki başlıklarda görüldüğü gibi, anne-babaların aşırı disiplinli ve katı tutumları çocuklarda çalma davranışına neden olabilir. Çocuğun kardeşleriyle veya komşu, arkadaş ve akraba çocuklarıyla sıklıkla kıyaslandığı aile ortamları çalma davranışına zemin hazırlayabilir. Ailenin, çocuğun maddi ihtiyaçlarını karşılamayarak onu cezalandırması, ekonomik güçlükler nedeniyle çocuğun fiziksel ihtiyaçlarını giderememesi, anne-babanın paraya aşırı düşkünlüğü veya cimriliği, parayı çocuğa karşı bir tehdit aracı olarak kullanması gibi hatalı tutumlar da çalma davranışının ortaya çıkmasına neden olmaktadır.<br />
<br />
2. Değersizlik duygusu ve öz-güven eksikliği<br />
Çocuğun kendini değersiz hissetmesi bu davranışı destekler. Kendini yetersiz hisseden çocuk değerli gördüğü eşyaları çalarak kendini değerli kılmaya çalışır. Yetersizlik duyguları taşıyan çocuğun anne-babasının aşırı koruyucu tutumu ve çocuğu sürekli kontrol etmeye çalışır tavırları çocuğun bu duygularını pekiştirir. Böylece, kendisine güvenilmediğini düşünen çocuk giderek öz-güvenini kaybetmeye başlar.<br />
<br />
3. Kıskançlık ve rekabet duyguları<br />
Kardeşlerini veya başka çocukları kıskanan çocuklar yaşadıkları rekabet duygusunu bastırabilmek için çalma davranışı gösterebilirler. Bu nedenle uyum bozukluğu geliştiren çocuklarda çalmak, kıskanılan veya rekabet edilen kişiden öç almak anlamına gelmektedir.<br />
<br />
4. Sevgisizlik ve ilgisizlik<br />
Fiziksel ve maddi ihtiyaçların giderilmemesi gibi, manevi ihtiyaçların giderilmemeside bu uyum bozukluğuna neden olabilmektedir. Yeterince sevilmediğini düşünen, duygusal anlamda yeterince ilgi görmeyen çocuk, başkalarına ait eşyaları çalarak elde edemediği sevgi açığını gidermeye çalışır. Bu sebeple,kimsesiz çocuklarda, sokak çocuklarında ve aileleri tarafından dışlanmış çocuklarda çalma davranışının görülme sıklığı fazladır.<br />
<br />
Çocuklarında çalma davranışı görülen anne-babaların, bu davranışın tedavi edilmesi ve ileride yeniden ortaya çıkmasının veya yerini başka bir davranış bozukluğuna bırakmasının önlenmesi için zaman kaybetmeden bir uzmana başvurmalarını öneriyoruz. Bir psikologla<br />
uzmanla birlikte yapılan çalışmalarda yukarıdaki sebeplerden hangilerinin bu davranışın gelişmesine yol açtığı tespit edilmeli ve bu nedenler ortadan kaldırılmalıdır. Davranışa neden olan faktörler kontrol altına alındığında davranışta hızla ortadan kalkacak ve yeni bağımsız sorunların oluşumu da engellenmiş olacaktır.<br />
<br />
Anne-babalar, bu sorun nedeniyle baş vurdukları uzman tarafından çocuklarına yaklaşımları konusunda da bilgilendirilmelidirler. Burada kısaca özetlemek gerekirse, çalma davranışı gösteren çocukların ailelerinin dikkat etmeleri gereken şeyler aşağıda sıralanmıştır;<br />
<br />
Yargılayıcı ve suçlayıcı tutumdan uzak durmak<br />
Aşağılayıcı, küçük düşürürücü ve ayıplayıcı tavır sergilememek<br />
Çocuğu deşifre etmek<br />
Bu davranışı nedeniyle çocuğa duyulan güvensizliği ifade etmek<br />
Cezalandırıcı ve yasaklayıcı tutumlar sergilemek<br />
Gurur kırıcı davranışlar sergilemek<br />
Şiddete başvurmak<br />
<br />
Kaynak: Uzm. Psk. Şebnem Kartal]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Çocukta Saldırgan Davranışların Önlenmesi]]></title>
			<link>http://www.liderkadin.net/showthread.php?tid=30</link>
			<pubDate>Sat, 08 Nov 2008 18:40:20 +0200</pubDate>
			<dc:creator>Administrator</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.liderkadin.net/showthread.php?tid=30</guid>
			<description><![CDATA[Çocuklarda sık görülen davranış bozukluklarından birisi de saldırganlıktır. Bazı çocuklar davranışlarıyla saldırganlıklarını açıkça sergiler. Çocuk akranlarına ya da çevresindeki diğer insanlara vurur, tekme atar, bir şeyler fırlatır. Etrafındaki insanlara fiziksel zarar verir. Bazı saldırgan çocuklar ise etrafındaki insanlara fiziksel zarar vermez; ancak düşmanca oyunlar oynayarak, oyuncakları kırarak saldırganlığını ortaya çıkarır. Çocuğun sergilediği bu davranışları ne sıklıkla yaptığı ve ne düzeyde olduğu çok önemlidir. Küçük çocukların büyük bir kısmında bu tarz hareketler gözlenebilir; ancak çocuk bu davranışları sürekli ve yineleyerek sergiliyorsa, bulunduğu ortamlarda özellikle arkadaşlarına karşı saldırgan davranıyorsa bu davranışların aile tarafından dikkate alınması gerekir.<br />
<br />
 <br />
<br />
 <br />
<br />
Saldırganlık küçük çocuklarda normal bir tepki biçimidir.Çocuğun güvenlik,mutluluk yada başka bir gereksiniminin şekil değiştirerekbaşka bir biçimde ortaya çıkmasıdır. Saldırganlığı kişisel bir yaralanmanın birbaşka şekilde sonuçlanması olarak tanımlayabiliriz. Bu yaralanma sonucundaçocuğun akranlarına vurması, ısırması, eşyaları fırlatması, tekmelemesi,tükürmesi ve zarar vermeyi amaçlayan tehditler şeklinde sözelsaldırılarda bulunmasıdır.<br />
<br />
<br />
Sürekli ve aşırı biçimde saldırgan olan çocuk sinirli,anlaşılmaz, eyleme hazır ve aşırı geçimsizdir. İlişkileri gergin vesürtüşmelidir. Hemen parlar ve kavgaya hazırdır. Durmadan kuralları çiğner veceza görür. Bu çocuklar cezadan etkilenmez yada kısa süreli etkilenmişgibi görünürler. Olağan anlaşmazlıkları bile bilek gücüyle çözmeye çalışırlar.Tepkileriölçüsüz ve durumla orantısızdır. Öfkesini yenemez ve hep kendini haklıçıkarmaya çalışır. Bu çocuklar evde okulda sürekli sorun yaratırlar veyetişkinlerle sürekli çatışma içindedirler. Genellikle erkek çocuklar dahasaldırgandırlar.<br />
<br />
 <br />
<br />
<br />
SALDIRGANLIĞIN NEDENLERI<br />
<br />
1- Saldırgan davranışların ebeveynlertarafından ödüllendirilmesi. Geleneksel kültürün erkek çocuğun saldırganlığınıonaylaması(Ör: parkta iki çocuk birbirini döver. Biri daha çok dayak yerse,annesinin çocuğunun kendisini savunamadığı düşüncesiyle üzülmesi)<br />
<br />
<br />
2- Çocuğun yetişkinlerden katı ceza,anlayışsızlık ve yetersiz sevgi görmesi<br />
<br />
<br />
3- Babanın uzun süreli yokluğunda, anneninsürekli çocuğun etrafında olmasıyla ortaya çıkan ortam<br />
<br />
<br />
4- TV. Ve kitle iletişimim araçlarınınolumsuz etkisi(Kurtlar Vadisi örneği ver.)<br />
<br />
<br />
5- Ana-baba tutumlarının olumsuzluğu,çocukla aralarındaki iletişimin iyi olmaması<br />
<br />
<br />
6- Çocuğun ana-babasından dayak yemesi<br />
<br />
<br />
7- Beyin zarı iltihabı, beyin zedelenmesigibi fizyolojik sorunlar<br />
<br />
 <br />
<br />
<br />
SALDIRGAN DAVRANIŞLARI NASIL ÖNLEYEBILIRIZ?<br />
<br />
1- Her şeyden önce ana-baba çocuğasaldırganlık modeli olmamalıdır. (Evde dayak yiyen bir çocuk varsa kardeşinidövüyor. Kardeşi yoksa okulda en ufak bir sorunda arkadaşına vuruyor. Yadahayvanlara eziyet ediyor.) Çünkü dayak herkes için olumsuz duygular yaratır.<br />
<br />
<br />
2- Çok fazla saldırgan davranışlara toleransgösterilmemelidir. Çocuğun istekleri bu tip davranışlar yapınca yerinegetiriliyorsa, çocuk isteklerini yaptırmada araç olarak görmeye başlar. Buyolla istekleri yerine getirilmemelidir. Saldırgan davranışlarödüllendirilmemeli ve onun bu davranışının istenmeyen bir davranış olduğu hemengösterilmelidir.<br />
<br />
<br />
3- Saldırgan davranışlar kesinlikle dayaklacezalandırılmamalıdır. Ana-babanın ilgisi sevgisi azaldığında ve fizikselcezalar uzun süre devam ettiğinde, çocukta saldırgan, asi, sorumsuz davranışlargelişir. Saldırgan davranışlar ortaya çıktığında, yetişkinler sakin davranmalı,anormal duygusal tepkiler yerine ben dilini kullanmalıdır. (Böyle davrandığıniçin üzüldüm) Dayak saldırgan davranışın hemen bitiminde uygulandığı zaman,onun hemen kesilmesini sağlayabilir ancak, çocukta düşmanca duygulargeliştirir.<br />
<br />
<br />
4- Çocuk gergin ve sinirliyken onunlatartışmamalı, sakinleşmesini beklemeli ve daha sonra davranışı ile ilgilikonuşulmalıdır.<br />
<br />
<br />
5- Çocuğa sosyal olgunluğuna uygun çeşitlisorumluluklar verilmeli, başarabileceği kadarıyla bir çok Şeyleri başlatıp,bitirmesi sağlanmalıdır. Çocuk başarma duygusunu yaşamalıdır.<br />
<br />
<br />
6- Çocuğa bu davranışın dezavantajlarıgösterilmelidir.Saldırgan davranışları ile isteklerini elde edemeyeceğini,istediği Şeyleri kaybettiğini görmeli ve yaşamalıdır.<br />
<br />
<br />
7- Olumlu davranışı pekiştirme: Ana-baba vediğer yetişkinler çocuğun olumlu davranışını görüp, olumsuz davranışıgörmezlikten gelmelidir. Çocuk bu davranışı yapmadığında sözel olaraködüllendirilmelidir. Örn:10dk. Kavga etmeden ve bağırmadan oynadığında budavranışını sözel olarak ödüllendirme vb.<br />
<br />
<br />
8- Çocuğun dışarıda oynamasına izin verme,bu çocuğun gerilimini azaltır ve enerjisini boşaltma imkanı sağlar.<br />
<br />
<br />
9- Saldırgan davranış diğer çocuklarıngüvenliğini ciddi bir Şekilde tehdit etmedikçe bu davranışın üstünde durmamakgerekir.<br />
<br />
<br />
10- Kendi kendine konuşma:Çocuk oldukçadürtüsel davranıyorsa ve onun bu yönünü kontrol etmede güçlük yaşanıyorsa;çocuğa başkalarına vuracağı zaman, kendi kendini engelleyici cümleler söylemesiöğretilebilir. Örn: 10 a kadar say ve ona vurma gibi.<br />
<br />
<br />
11- Çocuk saldırgan modellerle karşı karşıyagetirilmemelidir.TV deki şiddet içeren programları seyretmesi engellenmelidir.Eğer kesinlikle engel olunamıyorsa, ana-baba çocukla birlikte seyrederekşiddetin sonuçlarını tartışabilirler. Ayrıca bu şiddet filmlerinin gerçekyaşamın modeli değil, kurmaca olduğu çocuğa anlatılabilir.<br />
<br />
<br />
12- Kızgınlıktan kurtulmak için alternatiflerbulunabilir. Yumruklanabilen kil, çakılabilen çiviler, resim çizme, boyamaçocuğun kızgınlık duygularını kontrol altına almayı sağlayabilir. Ayrıcafutbol, basketbol gibi sporlar kabul gören çıkış yollarıdır.<br />
<br />
<br />
13- Her yaş ve dönemdeçocuğun temel ihtiyaçları zamanında yerine getirilmelidir.<br />
<br />
<br />
14- Bu çocukların özellikle baba ile daha çokbirlikte olması sağlanmalıdır.<br />
<br />
<br />
15- Anne-babalar bu çocuklarla iletişimkurarken ben dilini kullanmalıdır. Örn: Böyle kavga ettiğin zaman rahatsızoluyorum, üzülüyorum gibi. Kişiler duygu, düşünce ve ihtiyaçlarını davranışanında dile getirmelidir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Çocuklarda sık görülen davranış bozukluklarından birisi de saldırganlıktır. Bazı çocuklar davranışlarıyla saldırganlıklarını açıkça sergiler. Çocuk akranlarına ya da çevresindeki diğer insanlara vurur, tekme atar, bir şeyler fırlatır. Etrafındaki insanlara fiziksel zarar verir. Bazı saldırgan çocuklar ise etrafındaki insanlara fiziksel zarar vermez; ancak düşmanca oyunlar oynayarak, oyuncakları kırarak saldırganlığını ortaya çıkarır. Çocuğun sergilediği bu davranışları ne sıklıkla yaptığı ve ne düzeyde olduğu çok önemlidir. Küçük çocukların büyük bir kısmında bu tarz hareketler gözlenebilir; ancak çocuk bu davranışları sürekli ve yineleyerek sergiliyorsa, bulunduğu ortamlarda özellikle arkadaşlarına karşı saldırgan davranıyorsa bu davranışların aile tarafından dikkate alınması gerekir.<br />
<br />
 <br />
<br />
 <br />
<br />
Saldırganlık küçük çocuklarda normal bir tepki biçimidir.Çocuğun güvenlik,mutluluk yada başka bir gereksiniminin şekil değiştirerekbaşka bir biçimde ortaya çıkmasıdır. Saldırganlığı kişisel bir yaralanmanın birbaşka şekilde sonuçlanması olarak tanımlayabiliriz. Bu yaralanma sonucundaçocuğun akranlarına vurması, ısırması, eşyaları fırlatması, tekmelemesi,tükürmesi ve zarar vermeyi amaçlayan tehditler şeklinde sözelsaldırılarda bulunmasıdır.<br />
<br />
<br />
Sürekli ve aşırı biçimde saldırgan olan çocuk sinirli,anlaşılmaz, eyleme hazır ve aşırı geçimsizdir. İlişkileri gergin vesürtüşmelidir. Hemen parlar ve kavgaya hazırdır. Durmadan kuralları çiğner veceza görür. Bu çocuklar cezadan etkilenmez yada kısa süreli etkilenmişgibi görünürler. Olağan anlaşmazlıkları bile bilek gücüyle çözmeye çalışırlar.Tepkileriölçüsüz ve durumla orantısızdır. Öfkesini yenemez ve hep kendini haklıçıkarmaya çalışır. Bu çocuklar evde okulda sürekli sorun yaratırlar veyetişkinlerle sürekli çatışma içindedirler. Genellikle erkek çocuklar dahasaldırgandırlar.<br />
<br />
 <br />
<br />
<br />
SALDIRGANLIĞIN NEDENLERI<br />
<br />
1- Saldırgan davranışların ebeveynlertarafından ödüllendirilmesi. Geleneksel kültürün erkek çocuğun saldırganlığınıonaylaması(Ör: parkta iki çocuk birbirini döver. Biri daha çok dayak yerse,annesinin çocuğunun kendisini savunamadığı düşüncesiyle üzülmesi)<br />
<br />
<br />
2- Çocuğun yetişkinlerden katı ceza,anlayışsızlık ve yetersiz sevgi görmesi<br />
<br />
<br />
3- Babanın uzun süreli yokluğunda, anneninsürekli çocuğun etrafında olmasıyla ortaya çıkan ortam<br />
<br />
<br />
4- TV. Ve kitle iletişimim araçlarınınolumsuz etkisi(Kurtlar Vadisi örneği ver.)<br />
<br />
<br />
5- Ana-baba tutumlarının olumsuzluğu,çocukla aralarındaki iletişimin iyi olmaması<br />
<br />
<br />
6- Çocuğun ana-babasından dayak yemesi<br />
<br />
<br />
7- Beyin zarı iltihabı, beyin zedelenmesigibi fizyolojik sorunlar<br />
<br />
 <br />
<br />
<br />
SALDIRGAN DAVRANIŞLARI NASIL ÖNLEYEBILIRIZ?<br />
<br />
1- Her şeyden önce ana-baba çocuğasaldırganlık modeli olmamalıdır. (Evde dayak yiyen bir çocuk varsa kardeşinidövüyor. Kardeşi yoksa okulda en ufak bir sorunda arkadaşına vuruyor. Yadahayvanlara eziyet ediyor.) Çünkü dayak herkes için olumsuz duygular yaratır.<br />
<br />
<br />
2- Çok fazla saldırgan davranışlara toleransgösterilmemelidir. Çocuğun istekleri bu tip davranışlar yapınca yerinegetiriliyorsa, çocuk isteklerini yaptırmada araç olarak görmeye başlar. Buyolla istekleri yerine getirilmemelidir. Saldırgan davranışlarödüllendirilmemeli ve onun bu davranışının istenmeyen bir davranış olduğu hemengösterilmelidir.<br />
<br />
<br />
3- Saldırgan davranışlar kesinlikle dayaklacezalandırılmamalıdır. Ana-babanın ilgisi sevgisi azaldığında ve fizikselcezalar uzun süre devam ettiğinde, çocukta saldırgan, asi, sorumsuz davranışlargelişir. Saldırgan davranışlar ortaya çıktığında, yetişkinler sakin davranmalı,anormal duygusal tepkiler yerine ben dilini kullanmalıdır. (Böyle davrandığıniçin üzüldüm) Dayak saldırgan davranışın hemen bitiminde uygulandığı zaman,onun hemen kesilmesini sağlayabilir ancak, çocukta düşmanca duygulargeliştirir.<br />
<br />
<br />
4- Çocuk gergin ve sinirliyken onunlatartışmamalı, sakinleşmesini beklemeli ve daha sonra davranışı ile ilgilikonuşulmalıdır.<br />
<br />
<br />
5- Çocuğa sosyal olgunluğuna uygun çeşitlisorumluluklar verilmeli, başarabileceği kadarıyla bir çok Şeyleri başlatıp,bitirmesi sağlanmalıdır. Çocuk başarma duygusunu yaşamalıdır.<br />
<br />
<br />
6- Çocuğa bu davranışın dezavantajlarıgösterilmelidir.Saldırgan davranışları ile isteklerini elde edemeyeceğini,istediği Şeyleri kaybettiğini görmeli ve yaşamalıdır.<br />
<br />
<br />
7- Olumlu davranışı pekiştirme: Ana-baba vediğer yetişkinler çocuğun olumlu davranışını görüp, olumsuz davranışıgörmezlikten gelmelidir. Çocuk bu davranışı yapmadığında sözel olaraködüllendirilmelidir. Örn:10dk. Kavga etmeden ve bağırmadan oynadığında budavranışını sözel olarak ödüllendirme vb.<br />
<br />
<br />
8- Çocuğun dışarıda oynamasına izin verme,bu çocuğun gerilimini azaltır ve enerjisini boşaltma imkanı sağlar.<br />
<br />
<br />
9- Saldırgan davranış diğer çocuklarıngüvenliğini ciddi bir Şekilde tehdit etmedikçe bu davranışın üstünde durmamakgerekir.<br />
<br />
<br />
10- Kendi kendine konuşma:Çocuk oldukçadürtüsel davranıyorsa ve onun bu yönünü kontrol etmede güçlük yaşanıyorsa;çocuğa başkalarına vuracağı zaman, kendi kendini engelleyici cümleler söylemesiöğretilebilir. Örn: 10 a kadar say ve ona vurma gibi.<br />
<br />
<br />
11- Çocuk saldırgan modellerle karşı karşıyagetirilmemelidir.TV deki şiddet içeren programları seyretmesi engellenmelidir.Eğer kesinlikle engel olunamıyorsa, ana-baba çocukla birlikte seyrederekşiddetin sonuçlarını tartışabilirler. Ayrıca bu şiddet filmlerinin gerçekyaşamın modeli değil, kurmaca olduğu çocuğa anlatılabilir.<br />
<br />
<br />
12- Kızgınlıktan kurtulmak için alternatiflerbulunabilir. Yumruklanabilen kil, çakılabilen çiviler, resim çizme, boyamaçocuğun kızgınlık duygularını kontrol altına almayı sağlayabilir. Ayrıcafutbol, basketbol gibi sporlar kabul gören çıkış yollarıdır.<br />
<br />
<br />
13- Her yaş ve dönemdeçocuğun temel ihtiyaçları zamanında yerine getirilmelidir.<br />
<br />
<br />
14- Bu çocukların özellikle baba ile daha çokbirlikte olması sağlanmalıdır.<br />
<br />
<br />
15- Anne-babalar bu çocuklarla iletişimkurarken ben dilini kullanmalıdır. Örn: Böyle kavga ettiğin zaman rahatsızoluyorum, üzülüyorum gibi. Kişiler duygu, düşünce ve ihtiyaçlarını davranışanında dile getirmelidir.]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>